ali nejat
17 Ağustos 2009, 01:16:09
9 Temmuz 2004 yilinda "Bisiklet Dünyasi"nda yazdigim bir yaziyi, günümüzde karsimiza çikan bir takim farkli gibi görünse de özünde ayni kapiya çikan atraksiyonlar sonucunda yeniden gündeme getirip sizlerle paylasmak istedim.
Bu konu karsimiza sürekli çikacaktir.
Değerli Bisiklet Severler,
Son zamanlarda sponsorluk kavrami ve varligi ile ilgili olarak kulagimiza gelen "sponsorluk karsiti" tavirlara daha anlasilir olabilmek açisindan bir kaç söz söylemek geregi duydum.
Daha önceleri bir bölgede kurulmasi düsünülen (ama bir türlü kurulamayan) bisiklet dernegi çalismalari içerisinde SIK SIK geçen sponsor kavramlarina ve olayin ticari boyutuyla ilgili yaklasimlara karsi son derece hassas davrandigim bilinmektedir.
Daha önceki bu yaklasimlarimla bugün ki yaklasimim arasinda aslinda özde farklilik bulunmamaktadir.
Ben sponsorluk olayına karşı olduğumu söylemedim ama hassas olunması gerektiğini söyledim.
Kaldi ki, sponsorluk karsiti kisi veya gruplarin niçin sponsor karşıtı olduklarınıda net olarak bilemiyoruz.çünki bu konuda dişe dokunur birşeyler söylemiyorlar.
Bizim gerçeklestirmek istediğimiz şey yani "bisiklete daha fazla yer" olayi ve bunun gerçeklestirilmesi için olmazsa olmaz diye koyduğumuz örgütlenme politik bir örgütlenme degildir. Olayin kendisi politik olabilir ama örgütlenmesi değildir.Yani bizim örgütlenmemiz bisiklet ortak paydasinda bir araya gelmis bisikletçilerin birliğidir. Dolayısıyla dil, din, etnik, mezhep,renk,siyasi düşünce, sınıf vb. farkı gözetilmez.
Sponsorluk nedir? Bazi dillerde Partner olarak da adlandirilan kavram özünde deyim yerindeyse bir "alan memnun satan memnun" olayidir.Yani gerçeklestirilen bir aktivite spor,sanat vs.nin maddi harcamalarinin bir takim ticari özel veya resmi kurumlarla sağlanması, karşılığında da kurumlarin kendi adlarinin aktiviteyi düzenleyenlerce duyurulmasıdır.
Günümüzde geçerliligini koruyan ve gittikçe gelisen bir olgudur sponsorluk veya partnerlik.
Olayı bizim alanimiza döndürürsek;bisikletin gelişmesi için yapilan aktivitelerde, başka bisiklet sektörü olmak üzere bazı kurumların sponsor-partner olmasıdır.örneğin çevre haftası ile ilgili bir tur mu düzenlenecek, o bölgede gerek sektör,gerek belediye,gerekse herhangi bir diyelimki bisküvi üreten bir kurulus olayın masrafını üstlenir,bisiklet hareketinin gelişimine katkıda bulunur ama isminide afiste, pankartta, tişörtte yazar. Çünkü bu karşılıklı bir avantaj meselesidir.Aslında iyi incelendiginde politikada,savaşta bir çok şeyde bu karşılıklı faydalanma "al gülüm ver gülüm" olayını görürsünüz.
Ancak simdi dikkat edelim olayın püf noktasına.
Burada hassas olduğum ve olunması gereken nokta olayın ana belirleyici gücünün kim olduğudur.Ve olayın neye hizmet ettiğidir.
Eğer olayda reklam, para vb. ön plana çıkmış ve bisiklet olayı sadece aksesuar olarak varsa bu kabul edilemez. Ama olayda bisiklet kullanıcı örgütü ön planda,belirleyici,tayin edici ise ve sponsor destek veren konumundaysa elbette adını yazacaktır. Bu son derece doğaldır. "Vermeden almak yalnızca Allaha mahsustur" diye boşuna dememişlerdir.
Sektör ve yerel ilişkisinde zaten olayın birlikteliğini geçen yazılarımızda defalarca vurguladık.
Burada asil olan güç bisiklet kullanıcıları ve onların örgütüdür.O yapılması gereken şeye karar verir.Ondan sonra olayın gerçekleştirilmesi için partnerler arar ve bulur.
Simdi düşünelim.ülkemizde bisiklet yollarının gelişmesi her yanın bisiklet yollarıyla dolu olmasi,bisikletin daha güvenli bir taşıt halini alması bisikletli sayısında bir artış sağlamazmı? Saglar.Peki bisikletli sayısındaki bu artis ayni zamanda bisiklet sayısındaki artış anlamına gelmezmi? Gelir.Peki bu olaydan maddi olarak kim kazanç sağlar? Elbetteki bisiklet üretim,satis vb.sektör.O halde sektörün bisiklet olayının gelişimine katkıda bulunması son derece doğal değilmidir?Ama bunu yaparkende yine doğası gereği ismini yazdırmak ister ve yazdirır.
Belediyeler ise, yani yerel; sektörle+bisiklet kullanıcı örgütünün bastırmasıyla bisiklet altyapısını hayata geçirecek olan kurumdur.Bu noktada ekonomik değil de,politik durum ön plana çıkar.Gittikçe önemli bir kitle;güç haline gelen bisikletçilere hizmet etmek zorunda kalır veya bizzat kendi politikasi bisikletten (Izmir'de rahmetli Piriştina örnegi gibi) yana olduğu için altyapinin olusmasinda kendiliginden SINIRLI da olsa gelişmeler kaydedilir.
Bütün bu çalışmalarda ana belirleyici güç ulusal ve uluslararası bisiklet hareketiyle bağlantılı bisiklet kullanici örgütüdür.
Türkiye şartlarında olayı net ve önceden görerek yakalamış, bir öncü,kesif kolu durumundaki BSD-Bisiklet Sevenler Derneğidir.
Tüm bisikletçi ve bisikletliler eğer sağır boşluklarda yitip gitmek istemiyorlarsa, bisiklet olayının daha kalıcı ve güçlü olmasını istiyorlarsa,daha huzurlu ve yaşanası bir kent yaşamı istiyorlarsa,daha güvenli bir ulaşım imkanı istiyorlarsa BSD' ye omuz vermek durumundadırlar.
Sevgi ve saygılarımla.
Bu konu karsimiza sürekli çikacaktir.
Değerli Bisiklet Severler,
Son zamanlarda sponsorluk kavrami ve varligi ile ilgili olarak kulagimiza gelen "sponsorluk karsiti" tavirlara daha anlasilir olabilmek açisindan bir kaç söz söylemek geregi duydum.
Daha önceleri bir bölgede kurulmasi düsünülen (ama bir türlü kurulamayan) bisiklet dernegi çalismalari içerisinde SIK SIK geçen sponsor kavramlarina ve olayin ticari boyutuyla ilgili yaklasimlara karsi son derece hassas davrandigim bilinmektedir.
Daha önceki bu yaklasimlarimla bugün ki yaklasimim arasinda aslinda özde farklilik bulunmamaktadir.
Ben sponsorluk olayına karşı olduğumu söylemedim ama hassas olunması gerektiğini söyledim.
Kaldi ki, sponsorluk karsiti kisi veya gruplarin niçin sponsor karşıtı olduklarınıda net olarak bilemiyoruz.çünki bu konuda dişe dokunur birşeyler söylemiyorlar.
Bizim gerçeklestirmek istediğimiz şey yani "bisiklete daha fazla yer" olayi ve bunun gerçeklestirilmesi için olmazsa olmaz diye koyduğumuz örgütlenme politik bir örgütlenme degildir. Olayin kendisi politik olabilir ama örgütlenmesi değildir.Yani bizim örgütlenmemiz bisiklet ortak paydasinda bir araya gelmis bisikletçilerin birliğidir. Dolayısıyla dil, din, etnik, mezhep,renk,siyasi düşünce, sınıf vb. farkı gözetilmez.
Sponsorluk nedir? Bazi dillerde Partner olarak da adlandirilan kavram özünde deyim yerindeyse bir "alan memnun satan memnun" olayidir.Yani gerçeklestirilen bir aktivite spor,sanat vs.nin maddi harcamalarinin bir takim ticari özel veya resmi kurumlarla sağlanması, karşılığında da kurumlarin kendi adlarinin aktiviteyi düzenleyenlerce duyurulmasıdır.
Günümüzde geçerliligini koruyan ve gittikçe gelisen bir olgudur sponsorluk veya partnerlik.
Olayı bizim alanimiza döndürürsek;bisikletin gelişmesi için yapilan aktivitelerde, başka bisiklet sektörü olmak üzere bazı kurumların sponsor-partner olmasıdır.örneğin çevre haftası ile ilgili bir tur mu düzenlenecek, o bölgede gerek sektör,gerek belediye,gerekse herhangi bir diyelimki bisküvi üreten bir kurulus olayın masrafını üstlenir,bisiklet hareketinin gelişimine katkıda bulunur ama isminide afiste, pankartta, tişörtte yazar. Çünkü bu karşılıklı bir avantaj meselesidir.Aslında iyi incelendiginde politikada,savaşta bir çok şeyde bu karşılıklı faydalanma "al gülüm ver gülüm" olayını görürsünüz.
Ancak simdi dikkat edelim olayın püf noktasına.
Burada hassas olduğum ve olunması gereken nokta olayın ana belirleyici gücünün kim olduğudur.Ve olayın neye hizmet ettiğidir.
Eğer olayda reklam, para vb. ön plana çıkmış ve bisiklet olayı sadece aksesuar olarak varsa bu kabul edilemez. Ama olayda bisiklet kullanıcı örgütü ön planda,belirleyici,tayin edici ise ve sponsor destek veren konumundaysa elbette adını yazacaktır. Bu son derece doğaldır. "Vermeden almak yalnızca Allaha mahsustur" diye boşuna dememişlerdir.
Sektör ve yerel ilişkisinde zaten olayın birlikteliğini geçen yazılarımızda defalarca vurguladık.
Burada asil olan güç bisiklet kullanıcıları ve onların örgütüdür.O yapılması gereken şeye karar verir.Ondan sonra olayın gerçekleştirilmesi için partnerler arar ve bulur.
Simdi düşünelim.ülkemizde bisiklet yollarının gelişmesi her yanın bisiklet yollarıyla dolu olmasi,bisikletin daha güvenli bir taşıt halini alması bisikletli sayısında bir artış sağlamazmı? Saglar.Peki bisikletli sayısındaki bu artis ayni zamanda bisiklet sayısındaki artış anlamına gelmezmi? Gelir.Peki bu olaydan maddi olarak kim kazanç sağlar? Elbetteki bisiklet üretim,satis vb.sektör.O halde sektörün bisiklet olayının gelişimine katkıda bulunması son derece doğal değilmidir?Ama bunu yaparkende yine doğası gereği ismini yazdırmak ister ve yazdirır.
Belediyeler ise, yani yerel; sektörle+bisiklet kullanıcı örgütünün bastırmasıyla bisiklet altyapısını hayata geçirecek olan kurumdur.Bu noktada ekonomik değil de,politik durum ön plana çıkar.Gittikçe önemli bir kitle;güç haline gelen bisikletçilere hizmet etmek zorunda kalır veya bizzat kendi politikasi bisikletten (Izmir'de rahmetli Piriştina örnegi gibi) yana olduğu için altyapinin olusmasinda kendiliginden SINIRLI da olsa gelişmeler kaydedilir.
Bütün bu çalışmalarda ana belirleyici güç ulusal ve uluslararası bisiklet hareketiyle bağlantılı bisiklet kullanici örgütüdür.
Türkiye şartlarında olayı net ve önceden görerek yakalamış, bir öncü,kesif kolu durumundaki BSD-Bisiklet Sevenler Derneğidir.
Tüm bisikletçi ve bisikletliler eğer sağır boşluklarda yitip gitmek istemiyorlarsa, bisiklet olayının daha kalıcı ve güçlü olmasını istiyorlarsa,daha huzurlu ve yaşanası bir kent yaşamı istiyorlarsa,daha güvenli bir ulaşım imkanı istiyorlarsa BSD' ye omuz vermek durumundadırlar.
Sevgi ve saygılarımla.