ali nejat
23 Mayıs 2009, 21:12:27
Genellikle kategorize edilmekten hoslanmayiz.
Ama aslinda hepimiz durdugumuz yer itibariyle ister istemez belli kategorilerin içindeyiz.
Sonuçta kategorize etmek aslinda bir tasnifleme olayidir ve tasnif ilmi ilimde bir devrimdir.
Konumuz Bisiklet.
Ama bu tek basina bir sey anlatmiyor. Bisiklet denilince akla çok farkli seyler geliyor.
Daha dogrusu hepimizin aklina birazda durdugumuz yer ile ilgili olarak degisik çagrisimlar yapiyor bisiklet.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/poratble4047.jpg
"Ben bisiklete biniyorum,ondan tarifsiz keyf aliyorum,o benim sosyal alanim,degisik insanlarla karsilasiyorum, belli dostluklar,karsilikli alisverisler oluyor" veya "spor yapmak için bisikleti seçtim, hem geziyorum hem yeni yerler görüyorum,hemde spor yapiyorum,sagligimi koruyorum" tarzindaki bakis açilari ve buna benzerleri kisinin bisiklete niçin biniyorsun sorusuna verebilecegi cevaplardir ki, zaten kisi bisiklete biniyorsa bir amaci mutlaka vardir.
Burada tek basina su veya bu nedenle veya bir çok nedenle bisiklete binmegi sorgulamiyoruz.
Bunlar zaten "ben bisikletçiyim" diyen kisinin yapmasi gereken seyler , tersi olsa o zaman bisikletten bahsetmenin ne anlami kalir degilmi?
Bir de tipki Türk'e Türk propagandasi yapanlar gibi , bisikletçiye bisiklet propagandasi yapanlar varki onlari anlamak mümkün degil.
Hem herhangi bir bisiklet kullanicisi olmak ama bunun yanisira da bu olguyu digerlerine hissettirmek."Bakin ben de sizin gibi bisiklet biniyorum" gibi son derece olagan bir seyi kendisini ifade etmek için lanse etmeye çalismak.Veya "ama ben su kadar km; yapiyorum" "ama ben bisikletimle uzun yol yapiyorum,ben yarisçiyim, ben isime bisikletle gidiyorum" diyerek kendini ifade etmeye çalismak.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/portable5055.jpg
Geçtigimiz son 7 yillik süre içinde bisiklete dair tüm tartismalarda karsimizdakilerin tartismanin bitimini ilan eden son sözleri hep su oldu ; "ben bisiklet binmeye devam ediyorum".
Oysa bizim söylemek istedigimiz neydi?
Dünyada sadece bisiklet binmekle kalmayip,yani bunu bir kisisel hadise olarak algilamayip bununda ötesinde, bisikletin toplumsal planda daha da gelismesi için ugrasanlar var.
Bizde de var..
Bu ikincisi kesinlikle birinciye alternatif olmadi..Ama öyle zannedildi. Oysa bir artidir.Bisiklet kullanicisi olmak+bisikletin gelismesi için ugrasmak.
Bisiklet kullanicilari da kendi aralarinda kullanim farkliliklarindan dolayi tartistilar.
Ben spor yapiyorum,uzun yol yapiyorum ile ben isime okuluma bisikletle gidiyorum diyenler çatistilar.
Olay kisisellesmeyi veya dar grupçulugu asip bir türlü toplumsallasamadi.
Birde su yönü var olayin: Hiç kimsenin bir bisiklet kullanicisina oldugundan fazlaca yani arti yönü dayatmasi dogru degildir.Sonuçta bu bir gönüllülük isidir.
Bazilari bisiklet kullanicisi olurlar,bazilari da o bisiklet kullanicilari daha iyi sartlarda bisiklet kullanabilsinler ve yenileri de gelsin diye ugrasirlar.Cünki olaya toplumsal bakarlar ki, hayatin her alaninda bu bakis ve davranis vardir.
iste biz bunlari söyledigimizde, 7 yildir ne badireler atlattik anlatamam ama geldigimiz nokta itibariyle artik hiçbir sekilde batirilamiyacak bir yerde durusumuzu bozmadan durmayi basardik.
çünki artik sayimiz eskisi gibi az degil.Konuyu kavrayanlarin sayisi artiyor ve ayni bakis açilari bir araya geliyor.
Baslangiçta hatta ilerleyen zamanlarda "isin teorisini yapiyorsun""ne gerek var bunlara, önemli olan bisiklete binmek degilmidir" "birak bunlar bos isler bisikletine binmeye bak" "sana ne Türkiye'den.. sen yasadigin yerde bisikletine bin" vb.
tavirlariyla karsilastik.Oysa bekledigimiz sadece suydu ve günümüzde bu tarz yaklasimlar oldu nihayetinde.
"biz sadece bisikletlerimize biniyoruz, ama sizler ülkemizde bisikletin gelismesi için, bisikletli bir yasam için kavga veriyorsunuz ve biz fazla birsey yapamasakta, hatta inanmasakta su veya bu nedenle sizlere saygi duyuyoruz ve destekliyoruz"
istedigimiz sadece buydu.Fazlasini yaparsin veya yapmazsin kimseyi zorlamiyoruz ama artisini yapana engel olma.
Teorisiz pratik olurmu? Düsüncesiz davranis olurmu?
Bunlari ispat edebilmek için Dünya ülkelerinden çevirilerle örnekler verdik.Yasadigimiz cografyadan aktarimlar sunduk.Bisikletin dünya da nasil bir yükselen deger oldugunu,bisiklet deyipte geçilmemesi gerektigini, gelecegin bu çok yönlü etkilesim+ulasim aracina ait olacagi, buralarda olanlarin ülkemizde de olmasi için ugrasmaktan baska hiç bir sey yapmadik.Ve konu bizim için, defalarca tekrarladigimiz gibi; bir kisisel tatmin,bir hobi,bir avantaj meselesi olmadi.Dibine kadar toplumsaldi.Geçmiste hayatin baska alanlarinda yaptiklarimizi simdi bisikletin gelismesi için yapiyorduk. Deney ve tecrübelerimizi bu olguya vermeye kararliydik.
Bu bizim ekolojist,insancil,mücadeleci,toplumsal,ilerlemeci ,yurtsever yanimizdi.
Bu noktada da "amerikayi yeniden kesfedenler" çiktilar.Bizim söylediklerimizi söyleyip, biz yokmusuz gibi davranan.
En önemli örnegide Bisikletliler Dernegi Yk Baskani Murat Suyabatmaz gibi yillarini bisikletin gelisimi için verenleri, geçmiste kendisiyle yarisan komsu ülke bisikletçileri ülkelerinde bas taci yapilirken ,bizde gereken degerin verilmemesi. Ve maalesef bu islerden anlamayanlarin yönetimlerde olmasi.
Niçin gelisemiyoruz? sorusunun cevaplarini buralarda aramak lazim.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/ECF-Velocity2009Brussels056.jpg
11/15 mayis tarihlerinde Brüksel'de ECF ve Velocity kongrelerine katildik.
Sadece Avrupa ile de sinirli kalmayan baska kitalardan da destekleri olan, Bisikletliler Dernegi olarak üyesi bulundugumuz ECF- Avrupa Bisikletliler Federasyonu sivil toplum kurumu anlaminda dünyada bisikletin gelisimi için öncü konumundadir.
Dünyanin en büyük bisiklet bileseni Velocity Kongresinin ana elemanidir.1000 lerce insani; sektörüyle , yönetimleriyle,uzmanlariyla oraya toplayan ve bisikletin gelisimini tartistiran ve ileriye götürmek için çaba sarfeden odur.
Yani kisacasi BISIKLET KULLANICILARI ÖRGÜTÜ.
Cünki sunu çok iyi biliyoruz ve yillardir ifade etmeye çalisiyoruz ki, BISIKLET KULANICILARININ VARLIGI OLMADAN BISIKLETTEN BAHSETMEK ANLAMSIZDIR.
Ama onlarda örgütsüz olduklarinda fazla anlam ifade edemezler.
Ve buda tek basina yetmez. Diger güçlere de ihtiyacimiz vardir.
iste bizim durdugumuz yer tamda burasidir.
Bisiklet kullanicilarinin örgütü olmak ve kurumsallasmak.
Bugün bunun adimlarini atmaya çalisiyoruz tüm engellere ragmen.
Bu noktada Avrupadan farkli oldugumuz bir noktamiz var, bizi bize benzeten.
Devlet organizmasinin ayri kulvarlarda olmasi gereken bisiklet yapilasmalarinin karsimiza bir alternatif olarak dikilmesi.
iste bu problem resmi ve sivil güçlerin dengesi açisindan ülkemizde tamamiyle bir demokrasi problemidir.
Toplumsal demokratik gelisimin vardigi boyutla ilgilidir.
Maalesaf hala bu noktayi göremeyen, kavrayamayan ve "bisikletin neresinde" oldugu konusunda netlesemeyen bisiklet kullanicilari gruplasmalari mevcuttur
Sonuç olarak bisiklette sivil toplum örgütlenmesinin önlenemez yükselisi devam edecektir.
Artik soyut bisiklet sözü gibi, soyut birlik sözüde hiç bir anlam ifade etmemektedir.
Birligin somut sekli, bisiklet kullanicilarinin var olan sivil yapilanmalar içinde bir araya gelmeleridir ve var olan sivil toplum örgütlenmelerinin kendi içlerinde birligidir.
iste somut olarak durdugumuz yer burasidir.Ve bu durus ülkemizde bisikletin gelisimi saglayacak ve hizlandiracak olan yapilanmalari yaratacaktir.
Artik geriye dönüs söz konusu olmayacaktir.
çünki sorun kisisel ve dar grupçu anlayislara terkedilmeyecek kadar toplumsaldir.
Ama aslinda hepimiz durdugumuz yer itibariyle ister istemez belli kategorilerin içindeyiz.
Sonuçta kategorize etmek aslinda bir tasnifleme olayidir ve tasnif ilmi ilimde bir devrimdir.
Konumuz Bisiklet.
Ama bu tek basina bir sey anlatmiyor. Bisiklet denilince akla çok farkli seyler geliyor.
Daha dogrusu hepimizin aklina birazda durdugumuz yer ile ilgili olarak degisik çagrisimlar yapiyor bisiklet.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/poratble4047.jpg
"Ben bisiklete biniyorum,ondan tarifsiz keyf aliyorum,o benim sosyal alanim,degisik insanlarla karsilasiyorum, belli dostluklar,karsilikli alisverisler oluyor" veya "spor yapmak için bisikleti seçtim, hem geziyorum hem yeni yerler görüyorum,hemde spor yapiyorum,sagligimi koruyorum" tarzindaki bakis açilari ve buna benzerleri kisinin bisiklete niçin biniyorsun sorusuna verebilecegi cevaplardir ki, zaten kisi bisiklete biniyorsa bir amaci mutlaka vardir.
Burada tek basina su veya bu nedenle veya bir çok nedenle bisiklete binmegi sorgulamiyoruz.
Bunlar zaten "ben bisikletçiyim" diyen kisinin yapmasi gereken seyler , tersi olsa o zaman bisikletten bahsetmenin ne anlami kalir degilmi?
Bir de tipki Türk'e Türk propagandasi yapanlar gibi , bisikletçiye bisiklet propagandasi yapanlar varki onlari anlamak mümkün degil.
Hem herhangi bir bisiklet kullanicisi olmak ama bunun yanisira da bu olguyu digerlerine hissettirmek."Bakin ben de sizin gibi bisiklet biniyorum" gibi son derece olagan bir seyi kendisini ifade etmek için lanse etmeye çalismak.Veya "ama ben su kadar km; yapiyorum" "ama ben bisikletimle uzun yol yapiyorum,ben yarisçiyim, ben isime bisikletle gidiyorum" diyerek kendini ifade etmeye çalismak.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/portable5055.jpg
Geçtigimiz son 7 yillik süre içinde bisiklete dair tüm tartismalarda karsimizdakilerin tartismanin bitimini ilan eden son sözleri hep su oldu ; "ben bisiklet binmeye devam ediyorum".
Oysa bizim söylemek istedigimiz neydi?
Dünyada sadece bisiklet binmekle kalmayip,yani bunu bir kisisel hadise olarak algilamayip bununda ötesinde, bisikletin toplumsal planda daha da gelismesi için ugrasanlar var.
Bizde de var..
Bu ikincisi kesinlikle birinciye alternatif olmadi..Ama öyle zannedildi. Oysa bir artidir.Bisiklet kullanicisi olmak+bisikletin gelismesi için ugrasmak.
Bisiklet kullanicilari da kendi aralarinda kullanim farkliliklarindan dolayi tartistilar.
Ben spor yapiyorum,uzun yol yapiyorum ile ben isime okuluma bisikletle gidiyorum diyenler çatistilar.
Olay kisisellesmeyi veya dar grupçulugu asip bir türlü toplumsallasamadi.
Birde su yönü var olayin: Hiç kimsenin bir bisiklet kullanicisina oldugundan fazlaca yani arti yönü dayatmasi dogru degildir.Sonuçta bu bir gönüllülük isidir.
Bazilari bisiklet kullanicisi olurlar,bazilari da o bisiklet kullanicilari daha iyi sartlarda bisiklet kullanabilsinler ve yenileri de gelsin diye ugrasirlar.Cünki olaya toplumsal bakarlar ki, hayatin her alaninda bu bakis ve davranis vardir.
iste biz bunlari söyledigimizde, 7 yildir ne badireler atlattik anlatamam ama geldigimiz nokta itibariyle artik hiçbir sekilde batirilamiyacak bir yerde durusumuzu bozmadan durmayi basardik.
çünki artik sayimiz eskisi gibi az degil.Konuyu kavrayanlarin sayisi artiyor ve ayni bakis açilari bir araya geliyor.
Baslangiçta hatta ilerleyen zamanlarda "isin teorisini yapiyorsun""ne gerek var bunlara, önemli olan bisiklete binmek degilmidir" "birak bunlar bos isler bisikletine binmeye bak" "sana ne Türkiye'den.. sen yasadigin yerde bisikletine bin" vb.
tavirlariyla karsilastik.Oysa bekledigimiz sadece suydu ve günümüzde bu tarz yaklasimlar oldu nihayetinde.
"biz sadece bisikletlerimize biniyoruz, ama sizler ülkemizde bisikletin gelismesi için, bisikletli bir yasam için kavga veriyorsunuz ve biz fazla birsey yapamasakta, hatta inanmasakta su veya bu nedenle sizlere saygi duyuyoruz ve destekliyoruz"
istedigimiz sadece buydu.Fazlasini yaparsin veya yapmazsin kimseyi zorlamiyoruz ama artisini yapana engel olma.
Teorisiz pratik olurmu? Düsüncesiz davranis olurmu?
Bunlari ispat edebilmek için Dünya ülkelerinden çevirilerle örnekler verdik.Yasadigimiz cografyadan aktarimlar sunduk.Bisikletin dünya da nasil bir yükselen deger oldugunu,bisiklet deyipte geçilmemesi gerektigini, gelecegin bu çok yönlü etkilesim+ulasim aracina ait olacagi, buralarda olanlarin ülkemizde de olmasi için ugrasmaktan baska hiç bir sey yapmadik.Ve konu bizim için, defalarca tekrarladigimiz gibi; bir kisisel tatmin,bir hobi,bir avantaj meselesi olmadi.Dibine kadar toplumsaldi.Geçmiste hayatin baska alanlarinda yaptiklarimizi simdi bisikletin gelismesi için yapiyorduk. Deney ve tecrübelerimizi bu olguya vermeye kararliydik.
Bu bizim ekolojist,insancil,mücadeleci,toplumsal,ilerlemeci ,yurtsever yanimizdi.
Bu noktada da "amerikayi yeniden kesfedenler" çiktilar.Bizim söylediklerimizi söyleyip, biz yokmusuz gibi davranan.
En önemli örnegide Bisikletliler Dernegi Yk Baskani Murat Suyabatmaz gibi yillarini bisikletin gelisimi için verenleri, geçmiste kendisiyle yarisan komsu ülke bisikletçileri ülkelerinde bas taci yapilirken ,bizde gereken degerin verilmemesi. Ve maalesef bu islerden anlamayanlarin yönetimlerde olmasi.
Niçin gelisemiyoruz? sorusunun cevaplarini buralarda aramak lazim.
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/ECF-Velocity2009Brussels056.jpg
11/15 mayis tarihlerinde Brüksel'de ECF ve Velocity kongrelerine katildik.
Sadece Avrupa ile de sinirli kalmayan baska kitalardan da destekleri olan, Bisikletliler Dernegi olarak üyesi bulundugumuz ECF- Avrupa Bisikletliler Federasyonu sivil toplum kurumu anlaminda dünyada bisikletin gelisimi için öncü konumundadir.
Dünyanin en büyük bisiklet bileseni Velocity Kongresinin ana elemanidir.1000 lerce insani; sektörüyle , yönetimleriyle,uzmanlariyla oraya toplayan ve bisikletin gelisimini tartistiran ve ileriye götürmek için çaba sarfeden odur.
Yani kisacasi BISIKLET KULLANICILARI ÖRGÜTÜ.
Cünki sunu çok iyi biliyoruz ve yillardir ifade etmeye çalisiyoruz ki, BISIKLET KULANICILARININ VARLIGI OLMADAN BISIKLETTEN BAHSETMEK ANLAMSIZDIR.
Ama onlarda örgütsüz olduklarinda fazla anlam ifade edemezler.
Ve buda tek basina yetmez. Diger güçlere de ihtiyacimiz vardir.
iste bizim durdugumuz yer tamda burasidir.
Bisiklet kullanicilarinin örgütü olmak ve kurumsallasmak.
Bugün bunun adimlarini atmaya çalisiyoruz tüm engellere ragmen.
Bu noktada Avrupadan farkli oldugumuz bir noktamiz var, bizi bize benzeten.
Devlet organizmasinin ayri kulvarlarda olmasi gereken bisiklet yapilasmalarinin karsimiza bir alternatif olarak dikilmesi.
iste bu problem resmi ve sivil güçlerin dengesi açisindan ülkemizde tamamiyle bir demokrasi problemidir.
Toplumsal demokratik gelisimin vardigi boyutla ilgilidir.
Maalesaf hala bu noktayi göremeyen, kavrayamayan ve "bisikletin neresinde" oldugu konusunda netlesemeyen bisiklet kullanicilari gruplasmalari mevcuttur
Sonuç olarak bisiklette sivil toplum örgütlenmesinin önlenemez yükselisi devam edecektir.
Artik soyut bisiklet sözü gibi, soyut birlik sözüde hiç bir anlam ifade etmemektedir.
Birligin somut sekli, bisiklet kullanicilarinin var olan sivil yapilanmalar içinde bir araya gelmeleridir ve var olan sivil toplum örgütlenmelerinin kendi içlerinde birligidir.
iste somut olarak durdugumuz yer burasidir.Ve bu durus ülkemizde bisikletin gelisimi saglayacak ve hizlandiracak olan yapilanmalari yaratacaktir.
Artik geriye dönüs söz konusu olmayacaktir.
çünki sorun kisisel ve dar grupçu anlayislara terkedilmeyecek kadar toplumsaldir.