ali nejat
16 Mart 2009, 21:08:10
29 Mart 2004 tarihli yazimizla "geçmiş zaman olurki ve deneyimler-birikimler" serisine devam ediyoruz (teknik nedenlerle ayrı başlık açmak durumunda kaldigim için affınıza ve anlayışınıza sığınıyorum)
O dönemin şartlarinda -ki bugüne ışıklar var içinde- bakalım neler söylemişiz...
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/index-051.jpg
Bir ülkede bisikletin gerçekten gelistiginin ve bisikletli bir yasamin fotografidir.
"Kopuşmak"
29 Mart 2004
Değerli Bisiklet Severler;
Bisiklet Dünyasındaki yazı hayatımız 6 ayını dolduruyor.Daha öncede 1 yıldan fazla İzmir' deki bir mahalli bisiklet koordinasyon sitesinde fikirlerimizi belirtmiştik.Orada en genel ve özel anlamıyla örgütlenme,sektör-yerel-dernek ilişkileri-ulaşımda bisiklet vs. onlarca yazı yazdık.Tartışmalara,polemiklere girdik.Defalarca düşüncelerimizi anlatmaya çalıştık.Naçizane olarak "yol göstericilik" yapmaya çalıştık. Anlaşıldık, anlaşılmadık, anlaşılamadık, anlaşılmak istenmedik vs. Sonuçta bir takım eğilimlerden kopuştuk.Geriye yazılarımız kaldı. çünki biz hep şunu iyice bildik ki, tarihte nice padişahlar, sultanlar, medeniyetler devrilir ama örneğin Gilgamis destanı gibi yazılar dimdik ayakta kalır. Söz uçar ama yazı kalıcıdır.
En son Montreal deneyimini aktarırken şunu bir kez daha anladıkki; bisiklet mücadelesi o ülkenin içinde bulunduğu şartlara göre belli eğilimlerin birbirlerinden kopuşmasını gerektiriyor. Tıpkı politikada, sanat gruplarında vb. olduğu gibi.
Bizde kopuştuk.
Ülkemizde gerçekten Bisiklet alt yapısının (bisiklet yolları, park yerleri, servis istasyonları vb.) oluşması mücadelesinde değişik düşünen ve davrananlardan kopuştuk.
Kopuşmanın kesinlikle bölünmek, parçalanmak, zayıflamak anlamında değil tam aksine birleşmek, bütünleşmek, güçlenmek anlamında bisiklet hareketinin yararına olduğunu bir kez daha anladık. çünki bizim açık ve net söylediğimiz bir düşüncemiz vardı ve bunu örgütlü bir biçimde ulusal ve uluslararası planda hayata geçiriyorduk.Örgütlü 3 kişinin örgütsüz 300 kişiden daha güçlü olduğunu biliyorduk ve hayat bizi doğruluyordu.
Hangi düşünce ve anlayışlarla kopuştuk?
Birincisi bisiklet olgusunu sadece ve sadece spor bisikletçiliği parantezi içinde gören ve ulaşım bisikletçiliği, bisiklet altyapısı gibi konuları ciddiye almayan, altyapıyı sadece yarış pistleri olarak gören eğilimlerden kopuştuk.
ikincisi; kendileri sektör kategorisinde yer aldığı halde müşteri portföyünü daha diri tutabilmek için aktivite yapan ve aktiviteleri bisiklet hareketi diye yutturmaya çalışan,dolayısıyla kendi bindiği dalı kesen eğilimlerden kopuştuk.
üçüncüsü örgütlenme,altyapı,ulaşım konularına sözde karşı çıkmadığı ve taraftar olduğunu belirttiği halde, pratikte diğer eğilimlerin yanında yer alan ve bisikletçiliği gezi, tur vb. parantezinde gören,olaylara örgütsel değilde kişisel bakan eğilimlerden kopuştuk.
dördüncücü karşımıza pek çıkmamakla birlikte var olduğunu bildiğimiz bütün sorunların bir politik bir değişimle tıpkı üfürükçü gibi bir çırpıda çözümleneceğini düşünen, bir dostumuzun belirttiği gibi binayı bir bütün görüp onun kapısı,penceresi vs. detaylarla uğraşmayı kabullenmeyen eğilimlerle,katı bakış açısına sahip eğilimlerle kopuştuk.
Bizim ne düşünüp ne yapmak istediğimiz ise -ki bunları defalarca belirttik-yukarıdaki eğilimlerin tam aksini aldığımızda kolaylıkla anlaşılacaktır.
Bisiklet Sevenler Derneği-BSD; örgüt olarak dar planda, Bisiklet Dünyası Platformu olarak en geniş planda, ulusal ve uluslararası ölçekte "aynı yolun yolcusu" kişi,grup ve örgütlerle bütünleşiyor.
Bisiklet Hareketinin en önemli 3 ayağından yani sektör-yerel ve bisiklet kullanıcıları örgütü içerisinde Bisiklet Kullanıcıları örgütü rolünü başarıyla üstleniyor.
Kendileride bizim gibi başlıbaşına birer kurum olan Sektör (bisiklet üretim,satış vb.) ve Yerel (belediyeler,mahalli kuruluşlar, ulaşım kuruluşları,vb.) ile ortaklaşa girişimlerle
"bisiklete daha fazla yer" mücadelesinde yeni mevziler kazanıyor.
Daha somut olarak söylersek; Sektör içinde önemli bir kesimle ilişkilerini sıklastırmış, Halkalı- Ümraniye bisiklet yollarının hayata geçmesinde adımlar atmış, aynı anlayışla yurt içi ve dışında temsilcilik,şube çalışmaları yürütmüş,2004 Haziran ayında çevre haftası etkinlikleri çerçevesinde Taksim-Harem Boğaz köprüsü geçişi olgusunu ülkenin her yerinden Binlerce bisikletlinin katıldığı Ulusal bir Bisiklet gösterisine dönüştürmeye hazırlanan ve yabancı konuklarıda davet etmiş ve nihayet haziran ayında Madrid'deki AB tarafından desteklenen ECF (Avrupa Bisikletliler Federasyonu) yıllık kongresine üyeliği onaylanmak üzere resmi olarak davet edilmiş bir bisikleti savunma ve koruma örgütü ile karşı karşıyayız.
Geldiğimiz bu noktada; Edirne'den Kars'a kadar ülkemizin tüm bisikletçi ve bisikletlilerini;örgütte güç olabilmek için bağımlı,koordineli,dayanışmacı ama tavırda alabildiğine bağımsız,inisiyatifli,demokratik bir yapılanma içerisinde görmek istediğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz. Son derece örgütlü olan güçlerin karşısında tek bir yumruk tek bir ses olabilmek için bir araya gelmeli ve birlikte hareket etmeliyiz.ülkemizde "bisiklete daha fazla yer" mücadelesinin başarıya ulaşması buradan geçiyor.
Kim ki ülkemizde otomobil olgusunun diğer ulaşım imkanlarını(DDY,Deniz ulaşımı vs.)
adeta yok ederek gelişimi karşısında toplu ulaşımı ve bisikleti ulaşım imkanı olarak görüyor ve trafik canavarı diye adlandırılan olguya somutça dur demek istiyor.Kimki daha huzurlu ve rahat bir kent yaşamı istiyor,Kim ki daha sağlıklı, eğlenceli, paylaşımcı,dayanışmacı bir ulaşım imkanı istiyor. Kimki çocuklarımızın daha güvenceli ve sağlıklı bir şekilde okullarına gidip gelmesini istiyor,Kim ki ülkemiz turizmine kalıcı bir zemin hazırlayacak bisiklet turizminden yana,kimki bu ülkenin yeşilini,doğasını,tarihi değerlerini ve insanını gerçekten düşünüyor. İşte dostlar bunun için elele vermek günümüzün gücü ve boynumuzun borcudur.
İster dernek ister federasyon ama örgütsüzlük-güçsüzlük asla. çünki;
"örgütsüz halk köle halktır"
Alti çizilen bölümdeki anlatilanlarin önemli bir bölümü, o dönemde maalesef örgüt yönetimindeki yanlis egilimlerin varligi ve örgüt disindaki bazi egilimlerin ve sapla samani karistiran bazi güçlerin engellemeleri nedeniyle gerçeklesememistir.
Iste simdi 5 yil gibi bir süreçten sonra, geçmisten çikardigimiz derslerle ayni zamanda disimizdakilarin de umariz geçmisten alacagi derslerle bu açik en kisa zamanda kapatilmalidir.Mevcut diger sivil toplum örgütlenmeleriyle birlikte
bisiklete dair olumlu ve önemli adimlar atilmak durumunda..Artik bir kez daha vakit kaybetme lüksümüz yok ve çok iyi biliyoruz ki ayni suda iki kez yikanilmaz..
saygilarimla
ali nejat
BD Avrupa Temsilcisi
O dönemin şartlarinda -ki bugüne ışıklar var içinde- bakalım neler söylemişiz...
http://i496.photobucket.com/albums/rr326/bisikleti/index-051.jpg
Bir ülkede bisikletin gerçekten gelistiginin ve bisikletli bir yasamin fotografidir.
"Kopuşmak"
29 Mart 2004
Değerli Bisiklet Severler;
Bisiklet Dünyasındaki yazı hayatımız 6 ayını dolduruyor.Daha öncede 1 yıldan fazla İzmir' deki bir mahalli bisiklet koordinasyon sitesinde fikirlerimizi belirtmiştik.Orada en genel ve özel anlamıyla örgütlenme,sektör-yerel-dernek ilişkileri-ulaşımda bisiklet vs. onlarca yazı yazdık.Tartışmalara,polemiklere girdik.Defalarca düşüncelerimizi anlatmaya çalıştık.Naçizane olarak "yol göstericilik" yapmaya çalıştık. Anlaşıldık, anlaşılmadık, anlaşılamadık, anlaşılmak istenmedik vs. Sonuçta bir takım eğilimlerden kopuştuk.Geriye yazılarımız kaldı. çünki biz hep şunu iyice bildik ki, tarihte nice padişahlar, sultanlar, medeniyetler devrilir ama örneğin Gilgamis destanı gibi yazılar dimdik ayakta kalır. Söz uçar ama yazı kalıcıdır.
En son Montreal deneyimini aktarırken şunu bir kez daha anladıkki; bisiklet mücadelesi o ülkenin içinde bulunduğu şartlara göre belli eğilimlerin birbirlerinden kopuşmasını gerektiriyor. Tıpkı politikada, sanat gruplarında vb. olduğu gibi.
Bizde kopuştuk.
Ülkemizde gerçekten Bisiklet alt yapısının (bisiklet yolları, park yerleri, servis istasyonları vb.) oluşması mücadelesinde değişik düşünen ve davrananlardan kopuştuk.
Kopuşmanın kesinlikle bölünmek, parçalanmak, zayıflamak anlamında değil tam aksine birleşmek, bütünleşmek, güçlenmek anlamında bisiklet hareketinin yararına olduğunu bir kez daha anladık. çünki bizim açık ve net söylediğimiz bir düşüncemiz vardı ve bunu örgütlü bir biçimde ulusal ve uluslararası planda hayata geçiriyorduk.Örgütlü 3 kişinin örgütsüz 300 kişiden daha güçlü olduğunu biliyorduk ve hayat bizi doğruluyordu.
Hangi düşünce ve anlayışlarla kopuştuk?
Birincisi bisiklet olgusunu sadece ve sadece spor bisikletçiliği parantezi içinde gören ve ulaşım bisikletçiliği, bisiklet altyapısı gibi konuları ciddiye almayan, altyapıyı sadece yarış pistleri olarak gören eğilimlerden kopuştuk.
ikincisi; kendileri sektör kategorisinde yer aldığı halde müşteri portföyünü daha diri tutabilmek için aktivite yapan ve aktiviteleri bisiklet hareketi diye yutturmaya çalışan,dolayısıyla kendi bindiği dalı kesen eğilimlerden kopuştuk.
üçüncüsü örgütlenme,altyapı,ulaşım konularına sözde karşı çıkmadığı ve taraftar olduğunu belirttiği halde, pratikte diğer eğilimlerin yanında yer alan ve bisikletçiliği gezi, tur vb. parantezinde gören,olaylara örgütsel değilde kişisel bakan eğilimlerden kopuştuk.
dördüncücü karşımıza pek çıkmamakla birlikte var olduğunu bildiğimiz bütün sorunların bir politik bir değişimle tıpkı üfürükçü gibi bir çırpıda çözümleneceğini düşünen, bir dostumuzun belirttiği gibi binayı bir bütün görüp onun kapısı,penceresi vs. detaylarla uğraşmayı kabullenmeyen eğilimlerle,katı bakış açısına sahip eğilimlerle kopuştuk.
Bizim ne düşünüp ne yapmak istediğimiz ise -ki bunları defalarca belirttik-yukarıdaki eğilimlerin tam aksini aldığımızda kolaylıkla anlaşılacaktır.
Bisiklet Sevenler Derneği-BSD; örgüt olarak dar planda, Bisiklet Dünyası Platformu olarak en geniş planda, ulusal ve uluslararası ölçekte "aynı yolun yolcusu" kişi,grup ve örgütlerle bütünleşiyor.
Bisiklet Hareketinin en önemli 3 ayağından yani sektör-yerel ve bisiklet kullanıcıları örgütü içerisinde Bisiklet Kullanıcıları örgütü rolünü başarıyla üstleniyor.
Kendileride bizim gibi başlıbaşına birer kurum olan Sektör (bisiklet üretim,satış vb.) ve Yerel (belediyeler,mahalli kuruluşlar, ulaşım kuruluşları,vb.) ile ortaklaşa girişimlerle
"bisiklete daha fazla yer" mücadelesinde yeni mevziler kazanıyor.
Daha somut olarak söylersek; Sektör içinde önemli bir kesimle ilişkilerini sıklastırmış, Halkalı- Ümraniye bisiklet yollarının hayata geçmesinde adımlar atmış, aynı anlayışla yurt içi ve dışında temsilcilik,şube çalışmaları yürütmüş,2004 Haziran ayında çevre haftası etkinlikleri çerçevesinde Taksim-Harem Boğaz köprüsü geçişi olgusunu ülkenin her yerinden Binlerce bisikletlinin katıldığı Ulusal bir Bisiklet gösterisine dönüştürmeye hazırlanan ve yabancı konuklarıda davet etmiş ve nihayet haziran ayında Madrid'deki AB tarafından desteklenen ECF (Avrupa Bisikletliler Federasyonu) yıllık kongresine üyeliği onaylanmak üzere resmi olarak davet edilmiş bir bisikleti savunma ve koruma örgütü ile karşı karşıyayız.
Geldiğimiz bu noktada; Edirne'den Kars'a kadar ülkemizin tüm bisikletçi ve bisikletlilerini;örgütte güç olabilmek için bağımlı,koordineli,dayanışmacı ama tavırda alabildiğine bağımsız,inisiyatifli,demokratik bir yapılanma içerisinde görmek istediğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz. Son derece örgütlü olan güçlerin karşısında tek bir yumruk tek bir ses olabilmek için bir araya gelmeli ve birlikte hareket etmeliyiz.ülkemizde "bisiklete daha fazla yer" mücadelesinin başarıya ulaşması buradan geçiyor.
Kim ki ülkemizde otomobil olgusunun diğer ulaşım imkanlarını(DDY,Deniz ulaşımı vs.)
adeta yok ederek gelişimi karşısında toplu ulaşımı ve bisikleti ulaşım imkanı olarak görüyor ve trafik canavarı diye adlandırılan olguya somutça dur demek istiyor.Kimki daha huzurlu ve rahat bir kent yaşamı istiyor,Kim ki daha sağlıklı, eğlenceli, paylaşımcı,dayanışmacı bir ulaşım imkanı istiyor. Kimki çocuklarımızın daha güvenceli ve sağlıklı bir şekilde okullarına gidip gelmesini istiyor,Kim ki ülkemiz turizmine kalıcı bir zemin hazırlayacak bisiklet turizminden yana,kimki bu ülkenin yeşilini,doğasını,tarihi değerlerini ve insanını gerçekten düşünüyor. İşte dostlar bunun için elele vermek günümüzün gücü ve boynumuzun borcudur.
İster dernek ister federasyon ama örgütsüzlük-güçsüzlük asla. çünki;
"örgütsüz halk köle halktır"
Alti çizilen bölümdeki anlatilanlarin önemli bir bölümü, o dönemde maalesef örgüt yönetimindeki yanlis egilimlerin varligi ve örgüt disindaki bazi egilimlerin ve sapla samani karistiran bazi güçlerin engellemeleri nedeniyle gerçeklesememistir.
Iste simdi 5 yil gibi bir süreçten sonra, geçmisten çikardigimiz derslerle ayni zamanda disimizdakilarin de umariz geçmisten alacagi derslerle bu açik en kisa zamanda kapatilmalidir.Mevcut diger sivil toplum örgütlenmeleriyle birlikte
bisiklete dair olumlu ve önemli adimlar atilmak durumunda..Artik bir kez daha vakit kaybetme lüksümüz yok ve çok iyi biliyoruz ki ayni suda iki kez yikanilmaz..
saygilarimla
ali nejat
BD Avrupa Temsilcisi