Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayat Amacınız ...
MaNiaC_oF_BiKe
19-04-2010, 00:20
Zamanın birinde küçük bir karınca , sırtına çıkınını vurmuş , yola çıkmış. Etraftaki diğer hayvanlar sormuşlar :
" Hayrola karınca kardeş , nereye böyle ? "
" Mekkeye gidiyorum , hacı olacağım . "
Hayvanların hepsi kahkahaya boğulmuş :
" Ufacık hayvansın , oraya varmadan açlıktan , susuzluktan ölürsün . " demişler.
" Olsun . " demiş , minik karınca ; " Varamazsam da yolunda ölürüm ! "
Dipnot : Batı' da intihar oranları üzerine yapılan araştırmalar , intihar edenlerin çoğunun gelir düzeyi yüksek , eğitimli insanlar olduğunu gösteriyor. İntihar edenlerin ortak bir noktası var ; hayat amaçlarını kaybetmişler ...
__________________________________________________ __________________________
Yaşamınızda çok büyük bir başarısızlık yaşadınız mı ? İşe yaramaz bir avukat yaşadı. Çok varlıklı bir aileden geliyordu ve anne babasının gurur kaynağıydı. En iyi okullarda okumuş , avukatlık diploması almıştı ve çok önemli insanlar tanıyordu.
Fakat iyi bir avukat olarak kendisini kanıtlaması gerekiyordu. Babasının yardımını ve sosyal çevresini kullanmadan başarmak istiyordu bunu. Ancak , mahkeme salonunda bıraktığı ilk izlenim korkunçtu. Karşı tarafın gücünden o kadar korkmuştu ki büyük bir yenilgiye uğradı.
Kendisini bitkin hissettiği bir anda , kendisinden çok daha kötü durumda olan insanlar olduğunu fark etti ve işte o zaman , sorununu nasıl çözeceğini düşünmeye başladı.
Çok ünlü bir avukat olmayı başaramadı ; ama kendi felsefesini geliştirdi ve kendine bir hayat amacı belirledi. Memleketi olan Hindistan' ın İngiliz egemenliğinden kurtulmasını sağladı. Adı Mahatma Gandhi' ydi .
En kötü başarısızlıklarımızda , çevremize şöyle bir bakabilirsek , yaşam hakkında bambaşka bir bakış açısı kazanabiliriz. Kendinizi en başarısız hissettiğiniz anlar , belki de geleceğin tohumlarını atmanız için en uygun zamanlardır.
Gandhi , çevresine şöyle bir bakındıktan sonra , yaşamını bir başarı öyküsüne dönüştürdü. Mahatma Gandhi , kendisine bir bakıp gördüğünden hoşnut olmadığı için dünya daha yaşanılası bir yer oldu .
Gandhi' nin hayat amacı dünyayı derinden etkiledi .
hakanozhan
19-04-2010, 09:49
Hakikaten tebrik ederim. Çok güzel noktaya el atmışsın. Benim şu anda o kadar çok kafam karışık ki anlatamam. Eskişehir-İstanbul gitgelleri, 1-2 günlüleri kastetmiyorum.
Eskişehir: Geçen sene Ocak Şubat aylarından bugüne kadar olan zamandan bahsediyorum. Eskişehir'e gitmeyi en çok ben istiyordum. Neden? Daha rahat bir yaşam. Daha temiz bir hava ve sıfır trafik vs. Nisan ayında temelli Eskişehir'e gittik. Haziran 15inde ben geri İst.daki işten çağrıldım ve döndüm 2-3 ay diye fakat Aralık'ı buldu. Sonra Eskişehire ailemin yanına döndüm. Orda işe girdim. İst.dakinin yarı maaşından daha azdı belki ama sorun bu değildi. İst.da yaptığım iş Eskişehirde yeni yeni başlıyordu. O teknoloji Eskişehir'e yeni gelmişti. sonra çıktım 2 gün sonra 2010 martın ortasında İstanbul'dan tekrar çağrıldım ve artık İst.a tek başıma dönüş yaptım.
Tedavi: Ayrıca yaklaşık 10 yıllık tedavim hala bitmedi. 7-8 yaş küçük gösteriyorum. Günlük aylık iğneler ve hap var. Aylardır kullanmıyorum :?:
+ Diş tedavisi 2 yıl oldu doktorlar hala süre veremiyor :?:
+ Kulak. Sırada bekliyor. Sağ kulağım duymuyor. Kulak damlası verdiler 1 (veya 3) ay kullan. Ameliyata gerek kalmayabilir dedi. Ama damlayı kullanmadığım gibi üzerinden 1-2 yıl geçti.
Yaş oldu 24. Askerlikten muaf oldum. Yani hani askerlikten sonra yapılacaklara sıra geldi. Örn evlilik. Bu konu için tüm tedavilerim bitmeden hayatta olmaz. Ben İstemem. Zaten 16-17 yaşında görünen birine de kimse o gözle bakmaz. Genç görünmek iyidir güzeldir fakat gençken çocuk görünmenin ilkokuldan üniversiteye birçok sorunlar oluşturur. Onlara hiç değinmeyeyim.
Tedavilerimin ne zaman biteceği belli değil. Birkaç sene diyorlar ama kimbilir kaç birkaç sene daha geçecek.
vs.vs.vs.
Biz madem imtihan için gönderildiysek neden hep daha fazla para kazanmak için uğraşılır?
Ölümcül hastalığa yakalansak aynısını mı yapılır? Halbuki 1 sn daha ömrümüzün olduğunun garantisini kim verebilir?
Bakkalların borcunu öde sonra gel dediği döneme göre biz zaten lüks içinde yaşamıyor muyuz? Herkesde son model telefonlar, bilgisayarlar, arabalar yok mu?
Ve daha bir sürü şey............. yorum ve fikirlerinizi bekliyorum........
MaNiaC_oF_BiKe
19-04-2010, 10:57
Çok güzel açıklamalar yapmışsın ayrıca yüreğini inciten şeyleri de paylaşmışsın.
Bahsettiğin sorunlar hemen hemen günümüzde farklı şekilde bir çok insanda mevcut emin ol. Öncelikle kendini eksik olarak görme.
Örneğin bir hikaye var mutlaka duymuşsundur. Down sendromlu 10 kişi yarışıyor. 1 si düşüyor ve 9 kişi geri dönüyor. kızlardan biri onu öpüyor bu onu iyileştirir diyor. 10 down sendromlu el ele tutuşarak hep beraber finishi geçiyor. sence onlar mı engelli biz mi engelliyiz ?
ikinci konu önemli olan senin kendinle barışık olman. Hani laf aramızda Kdz. Ereğli deyim 5 yıldır. Çok iyi insanlarla tanıştım. Özellikle anlam veremediğim bir konu var. derneğimize son 2 yıl da üye olan insanları gözlemliyorum. 35 ine 40 ına gelmiş evlenmemiş. Sanırım onlarda o şekilde mutlulular.
Önemli olan bi amaç ve hedef belirleyerek hayatını daha anlamlı kılacak şekilde yaşamını sürdürmek daha güzeldir diye düşünüyorum.
Bende 14 yaşımdayken lise hazırlıkta okurken okulumuzun bahçesinde yediğim bir polis tokatı sonucu kulaklarım işitmesini kaybetti. lise 1 de sağ kulağıma lise 2 de sol kulağıma cihaz verdiler.
bazı şeylere sonradan alışmak çok kötü ve zor oluyor. Ben o zamanlar ergenlik çağındaydım. Tabi bu tür şeyleri kabullenmek te o derece zor oluyordu. derken lise 3 e kadar bomboş geçti sanki hayatım. Hani kendini hayatta amaçsız gayesiz işe yaramaz hissedersin ya. İşte aynen öyle.
Sonra kendimi kişisel gelişim kitaplarına verdim. Ve yavaş yavaş kendimi keşfetmeye kendimi bulmaya başladım. İçimdeki o aşkı ateşi keşfettim. Hedef ve amaç belirledim. Bisiklet sporu üzerine. Ben bu spora başlayacağım ve başarılı olacağım dedim. Tüm yaşantımı ona göre şekillendirdim. Bisiklet sporunu adeta ruhumda iliklerime kadar hissederek amacıma odaklandım. Ailemin bana söz verdiği bir bisiklet aşkıyla ben ilk girişte üniversiteyi kazandım lise hayatım boyunca teşekkür dahi alamamıştım. takdir getirdim lise 3 ün sonunda. bunca başarıya rağmen ailem bana söz verdiği bisikleti almadı.
Ben pes mi ettim. hayır.
öğrenci harçlıklarımı biriktirerek yine ailemin söz verdiği bisiklet olmasa bile kendi bisikletimi yine kendim aldım.
Demek istediğim şu.
karşımıza her şekilde engel çıkacaktır. önemli olan o engelleri aşılacak ufak birer engel olarak görmek.
inancınızı yitirmemek. bunlar hayat boyu hep oluyor.
Öyle günler oldu ki ben daha yeni yeni başlarken hevesliğimi isteğimi kırmak eleştirmek isteyen çok oldu. yeri geldi boğulur gibi oldum , yeri geldi çok çıkmazlara girdiğim oldu. yeri geldi hüngür hüngür ağladığım oldu. çok şey olduda burda dillendirip anlatmak pek istemiyorum.
birisi gelir senin yaşın geçti senden bişey olmaz der birisi gelir sen topmusunda bacak tüylerini alıyorsun der birisi gelir sen başaramazsın çok yorulursun şöyle olursun böyle olursun.
şimdi acımasızca eleştirenlerden bir kişiyi çok iyi biliyorum. şu an gidip yanına desem ki seninle gurur duyuyorum başaracağın belliydi diyor.
Hayat ın her adımı ve aşaması bir hayat tecrübesi olarak insana geri dönüyor. önemli olan yaşamda ne yaşadıklarımız değil yaşadıklarımızdan nasıl faydalandığımız yani kazanımlarımız.
Demek istediğim ben şimdi sağda solda pek dillendirmiyorum. türkiye dağ bisikleti şampiyonluğu hedefim var. yine eğer bana sahip çıkan olursa yurt dışı hedeflerimi de yüksek tutardım . hayalsiz yaşam olmaz ben buna inanıyorum. Ve benim bu hedeflerimi yine başkaları duysa emin ol ki acımasızca eleştirirler.
o beni eleştirenlerden bir tanesi cumhurbaşkanlığı bisiklet turunda ülkemizi temsil etti.
yılda 30.000 km antreman yapıp altlarına bilmem kaçbin dolarlık bisikletler verip bu adamlar kulüplerinden aylık 1.500 lira civarında para alıyorlar ve ayrıca milli oldukları için ve sponsorlardan vs derken bir hayli para giriyor ceplerine.
şöyle gözlemliyorum dünkü etap sonunda röportaj yaptılar. hiç bir yorgunluk belirtisi göremiyorum. ve şahsen üzülüyorum.
aldıkları paraların hakkını vermediklerini düşünüyorum ve üzülüyorum.
burda öz karakter kişilik yapısı çok ön plana çıkıyor. Ben yüreğin gücüne çok inanıyorum ve şahsen şu an gözlemliyorum insanlar sanki bizlerin üzerinden geçinmeye çalışıyormuş gibi hareket ediyorlar ama ben yine de ne koparabilirim ne yürütebilirim ne aşırtabilirim değil de ne verebilirim , nasıl yardımcı olabilirim ne yapabilirim diye verici olmayı tercih ediyorum.
Aklın Yolu diye bi metin vardı tekrar yazayım:
İnsanlar çoğu kez akılsız , mantıksız ve ben merkezli davranırlar ; Sen yine de onları affet .
Eğer iyi niyetliysen ve insanlar seni bencillik ve gizli amaçlar gütmekle suçluyorsa ; sen yine de iyi niyetli ol.
Eğer başarılıysan , sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar kazanırsın ; sen yine de başarmaya devam et.
Eğer dürüst ve açık yürekliysen , insanlar seni aldatabilir ; sen yine de dürüst ve açık yürekli ol.
Senin yıllarca uğraşarak yaptığını , bir başkası bir gecede yok edebilir ; sen yine de yapmaya devam et.
Eğer huzuru bulmuşsan ve mutluysan , seni kıskananlar olabilir ; sen yine de mutlu ol.
Bugün yaptığın iyilikler , yarın genellikle unutulur ; sen yine de iyilik yap.
Dünya için elinden geleni yap , bu belki asla yeterli olmayabilir ; ama sen yine de elinden geleni yap.
Gördün mü ? Sonuçta herşey Tanrı' yla senin aranda ; hiç bir zaman onlarla senin aranda olmamıştı zaten ...
şahsen hedeflerini yüksek tut ve inancını yitirme.
Elbet gönül istiyor ki bir kız arkadaşım olsun sevdiğim olsun. biraz nasip işleri.
kendini asla küçümseme. ben 23 üme gireceğim mayısta hayatım boyunca 1 kere bile sevgilim olmadı inan buna.
Yine paylaşmak sormak danışmak istediğin birşey olursa yazabilirsin. Ayrıca facebookta varsan sana bir video söyleyeyim onu mutlaka izle. arama kutucuğuna
Hayatından mı sıkıldın. izle o zaman
diye yazıp arat. kolları ve ayakları olmayan bir adamın videosu var. onu mutlaka izle.
sana bir bakış açısı belki fikir olur.
görüşmek dileğiyle.
Mustafa Önder ATİK
hakanozhan
19-04-2010, 20:16
Bir kez daha teşekkür ederim. İnşaallah hedeflerine ulaşırsın. Ama şunu unutma. Hedefine ulaşmadan en az 1-2 kademe sonraki hedefini de koymalısın. Fakat ikisinin arası kısa sürede olmayacak. Kısa - orta ve çok uzun vadeli hedeflerin olacak. Yoksa hedefine kavuştuktan sonra bocalarsın. Şekil A: Ben:
Üniversite 2 de dedim ki tamam. ben aöf kaydolacağım, otomasyon üzerine iyi bir bulacağım. vs vs. aöf ye kaydolmak össde barajı geçmekle elde edilen birşeydi kolay halloldu. İlk seneyi takılmadan 1 senede geçtim. Otomasyon konusunda iş arama beni 9 ay işsiz etti. Fakat o zaman bulduğum işten 2.5 ay sonra şuanda da devam ettiğim işimi buldum. Ve 1-2 yılda çok büyük yol kattetim. Düşününce hedeflerime ulaşmıştım. Mühendislik hedefimi mecburen sildim. Meslek liseli olmam 1.sebep olsada, 2 yıllıktan DGS ile geçmeye çalıştım. ilk girdiğimde 283 puan aldım. Kaçnet yaptığımı bilmiyorum. Ama en son girdiğimde 270li bir puandı. Sayısalda 80 soruda sadece 1 yanlışım vardı, ve 5 tanesi 1 say eden sözelin yarısından fazla netim vardı. 3 sene hiç netlerim ulaşmadı. en son girip te bu puanla bu netleri görünce artık buraya kadar dedim. İlk girdiğimde Eskişehirde ikinci öğretim yazsaydım son 1.5 senemi evden tek vasıtayla üniversiteye gidiyor olacaktım. Eskişehirde her bu üniversitenin yanından geçtiğimde veya ismi anıldığımda içim bir tuhaf olurdu. Ve ne oldu? Geçen sene DGS sınavına o üniversitede girdim :!:
Belki de o bocalamadan hala kurtulamadım. Askerlik durumunun belli olması için senelik kontrollerin sonucunu bekliyordum. Ve bu sene sonuçlandı. Muaf oldum. Ve bu da şimdi karmaşıklığa sebep oldu. Bir yandan doktorlardan bir an önce kurtulmayı istiyor, bir yandan da ondan sonra artık hiçbir engelim kalmadığı için ne yapacağıma karar vereceğim yeni daha büyük bir bocalama devrine girecem.
Önerdiğin video için de teşekkürler henüz bakamadım. Ama tahmin ediyorum. Ve ne olursa olsun halimden hiç şikayet etmedim, sabrettim, isyanlara girmedim.
Evet ölümü bir yokoluş olarak bildikleri ve artık kendilerine bir hedef koyamadıkları için intihar ediyorlar.
Sen hiç yazmasaydın ben bugünlerde ele almayı düşünüyordum. Ama isabet olmuş. Belki yazmayacaktım, belki birçok kısmını hatta tamamen kırpacaktım. Veya uzun uzun yazıp Gönder yerine direk sayfayı kapatacaktım.
Gerçi şu anda öyle birşeyki ilk mesajda anlattığım İstanbul Eskişehir yer değiştirmeleri bana eskiyi sildirdi :confused: Şu an içinde bulunduğum durumu hiç anlayamıyorum. Çünkü şu anda ne Eskişehir'e ev diyebiliyorum Nede ananemin evine... Yani tam bir arada kaldım.
İnsan kendi için çalıştığını düşününce kendim için neden bu kadar kendimi hırpalayayım diiye sormadan edemiyor. İşten ve hayattan iyice soğumaya başlıyor. Soğumamaya çalışıyorum. Bakalım sonumuz ne olacak. Herşeyin hakkımızda hayırlısı....
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.