gurkangenc
07-04-2010, 22:11
Biaz geç oldu ama bundan sonra internet ve zaman buldukça yazacağım. Önceki yazılarımla son gelişmeleri gönderiyorum.. Fotoğraflarda en kısa zamanda eklenecek : )
Bir işe nasıl başlarsan öyle gidermiş derler.. Aşti'ye gelen tüm arkadaşlarıma dostlarıma ve aileme çok teşekkür ederim. Ayrılık zor oluyor böyle zamanlarda.. Atılım üniversitesi'ne ve arkadaşım Yaman desteği ve inancı için teşekkürler. Murat abi sanada çok teşekkür ederim. Yola çıktığım günden beri desteğini eksik etmedin .
Otobüse bindik, yerimizi aldık, tam hareket edecek.. Uzun zamandan beri görmediğim arkadaşım Nazım dışarıda kardeşimi görmüş, otobüsün içinde olduğumu öğrenince de yavaş yavaş hareket eden otobüsün kapısından içeri girdi, "Gürkan" diye seslenince hemen yanına gittim öptüm. Tam aşağıya inmeden önce sordu "yolculuk nereye?" Ben de sesin dozunu ayarlayamadım sanırım biraz yüksek bir sesle "Japonya'ya yolculuk" diyince suratındaki ifadeyi görmenizi isterdim. Onu geç otobüsün içindeki bazı yolcular da yanlış otobüse mi bindik diye düşündüler. Durumu fark edince Funda ve ben gülme krizine girdik. Otobüs nereye?? Japonya'ya abi…. Tur böylelikle başladı.
Samsun Tekke köyü kavşağında indiğimizde gün daha yeni ağrıyordu. Bisikleti parçalaması her zaman kolay olmuştur da şu toplama işlemi beni deli eder hep. Neyse yarım saat kavşakta oyalandıktan sonra sabah sabah bir mercimek çorbası iyi gider dedik ve karşımıza çıkan Mehmet Usta'nın dükkanında durduk. Muhteşem muhabbet, muhteşem insanlar ve misafirperverlik. Ne yaptıysak ücret veremedik, canınızın sağlığı diyip bizi uğurladılar.. Karadeniz böyle bir yer işte…
Önceden planladığımız, Ali - Emine Kahvecioğlu teknik lisesinde yapacağımız mini panel için rotamızı okula çevirdik. Bu okulun 580 öğrencisi okula bisikletle gidiyor. Çocukların sabah okula giderkenki görüntüleri görmeye değerdi. Hala şu fotoğraf çekme olayına tam alışamadığım için bu kareleri çekmeyi unuttum. Neyse okula vardığımızda meraklı bakışlar arasında öğrenciler hemen etrafımıza toplandı. Bisikletleri park edip okul müdürü Fahri beyin yanına çıktık. Fahri bey ve müdür yardımcısı Selim Bey'in yardımları ile bu okuldaki öğrencilere bisikletli yaşam ve benim kuzey Asya turum hakkında minik bir panel verdik. İşin enteresan yanı bu okuldaki çocuklar benden daha uzun süredir bisiklete biniyorlardı. Ama şunu fark ettik ki bisiklet kullanımı konusunda ve yaratacağı gelişim bozuklukları hakkında hiçbir bilgileri yoktu. Funda ve ben elimizden geldiğince bisiklete binme ve kurallara uyma konusunda öğrencileri bilgilendirdik. Buradan ayrıca fotoğraflarımızı çeken okul öğrencisi Murat'a teşekkür ederim.
Samsun'da güzel bir de sürpriz ile karşılaştık. Bisikletliler Derneği başkanı Murat Abi Samsun ili temsilcisi Tarık aracılığı ile bize ulaşarak hem buradaki konaklamamıza yardımcı oldu hem de bu sabah Samsun'dan Ünye'ye kadar Samsunlu bisikletçilerle beraber pedal çevirmemiz için bir organizasyon yaptı.. Bu arada kesintisiz ulaşım sağlayacak uydu telefonu için de kendisi söz verdi. Trabzon'da sanırım elime geçecek. Ayrıca Tarık'a da teşekkür ederim bizimle burada ilgilendiği için.
Samsun'un en başarılı iç mimarı, arkadaşım, canım dostum Bilgehan. Akşam yemeğinde Samsun'un en güzel yerinde bize rakı balık ziyafeti çektirdi.. Yani yakıtımızı aldık. Samsun'da 17 nisanda açacağın Garden Bistro muhteşem bir yer olmuş. Ellerine sağlık. Bol kazançlar dilerim.. Masadan iyiki erken kalktık, yoksa durum hiç iç açıcı gözükmüyordu . Geceki programına katılamadığım için ayrıca özür dilerim. Bir dahaki sefere söz.
Samsun'lu arkadaşım Coşkun'a da teşekürler. Samsun'u bize gezdirdiği ve çekirdekçi Fatma Abla ile tanıştırdığı için.
Bu arada şunu da paylaşmak istedim. Bu projeye en büyük desteği devletden bekliyordum. Bu yıl Türk-Japon dostluk yılı kutlanıyor, 10 ülkede ülkemi temsil edeceğim, ayrıca kuzey asyayı geçen ilk Türk bisikletçi olacağım. Tanıtma fonuna Şubat ayında başvuru yapmıştım, dün haberi geldi. Turizim bakanlığındaki çalışanlar da şaşırmışlar. Çünkü bu dostluk yılında yapılan bu projeye çıkacak komik rakam için kesin gözü ile bakılıyordu. Orada beklerken bir kaç ünlünün tanıtma fonundan istedikleri rakamları duyunca benim istemiş olduğum komik rakam malesef bütçe yetersizliğinden dolayı kabul edilmemiş...
Şimdilik bu kadar bugün bir pedallayalım bakalım neler olacak : )
En son yazdığımda Samsun il sınırları içindeydim. 2 Nisan sabahı samsunda yağmur sesi ile uyanmak süperdi. Aha dedim sıçtık yağmurda yol alacağız.. Neyse ki bisikletliler derneğinden Tarık yola biraz geç çıkın basın gelecek dedi. Süper!! O zamana kadarda yağmur dinmiş olur diye düşünmüştüm … Dinmek mi? Üstüne rüzgar eklendi şiddetini de arttırdı. Dünyanın parasını verip Su geçirmez malzemeler aldık hadi bakalım görelim diyorum içimden. Bu arada da en azından şiddetini azaltsın diye de dua ediyorum. Sonuç: sabah 10:30 da yola çıktık Akşam 18:20 de kamp alanımız Kızıl kum a vardık. Tam 8 saat boyunca şiddetli yağmur altında yol aldık. Kamp alanına vardığımızda ben kuruydum :D Yiğidi öldür hakkını yeme demişler 93 km boyunca yağmur yedim ve kuruydum.
Bu ilk günde yolda görmeye değer herhangi bir şey yoktu ayrıca yağmur ve çamur içinde gezmekte pek işimize gelmiyordu.
Kızıl kum kamp alanı sezon dışı olduğundan kapalıydı. Civardan sahibinin nerde oturduğunu öğrenip izin aldık. Bir şeyler çalmamak şartı ile :D . İzin aldıktan sonra hemen çadırlar kuruldu, ıslak malzemeler çıkarıldı ve yemek yapıldı. Yağmurda ıslanmamış da olsam, yol almak cidden zor hele kilometrelerce. Yemekten sonra yorgunluktan bayılmışım.
Sabah uyandığımda tulumun içinden çıkmak istemedin yok böyle bir soğuk. Kollarımı dışarı çıkardım olacak gibi değil biranda üstünü giymen şart. Çoraplarımı ve tshırt um tulumun ıcındeydı sabah soguk olursa giymenin zor olacağını tahmin etmiştim. Çadırın dış yüzeyi, kapalı bir alanda çadır kurmamıza rağmen nemden fena terlemişti. Offf soğuk arkadaş…
Sabah kahvaltısı vehHazırlıklardan sonra ki bu sefer tüm hazırlıklarımızı yağmura göre yaptık yola çıktık . Gün ilerledikçe parça parça soyunmaya başladık . En son şort tshirt şeklinde takılıyordum ben . Yahu ne dengesiz havaymış bu arkadaş..
Yolda bir benzinlikte durduk teker şişirmek için . Benzinliğin marketinden bir amca dışarı çıkarak aa ben sizi biliyorum Japonya ya giden manyaklarsınız diye sesleniyor. Soru üstüne soru derken güvenliğimi nasıl sağlayacağımı sordu bende yanımdakileri gösterdim. ‘’ hele uşağum manyakmisundur sen? ben sana simdi içerden emaneten bir şey vereceğum onla gideceksun’’ adamı tutmasan ciddi ciddi verecek. Yahu amca valla gerek yok demekten dilimde tüy bitti.
Fatsa ya girdiğimizde çay içecek bir yerler bakınmaya başladık. Bakındığımızı gören esnaf buyurun gelin çay yapalım diyince hiç hayır demedik. Eroğlu balıkçısının sahibi Özgür abi balık halinin hemen önünde ki kumsala iki masa koydu.’ Misafir gelmişiniz buyurun manzaraya karşı çayınızı yudumlayın uşaklar’ diyip misafir etti bizleri. Bu noktadan sonra yol boyunca gördüğümüz mola verdiğimiz bir çok esnaftan ve halktan inanılmaz ilgi alaka gördük.
Aklınızda olsun Giresun a giderken Bolaman diye bir ilçe var. Özellikle herkes eski yolu kullanmamızı istedi. Yeni sahil yolu yapıldığı için artık bir çok kişi bu yolu kullanmıyormuş . Yahu ne güzel manzara vardı. Belediye de çok iyi çalışmış yollarıda çok güzeldi. Anlatılmaz yaşanır. Boloman da yerel bir muhabir yolda bizi beklemiş ha bugün geçtiler ha yarın geçecekler diye. Len arasana söyleyelim ne zaman geçeceğiz. Telefon tüm basında var zaten artık. Bizleri görünce önümüze atladı . Hemen bir röportaj ve fotoğraf olayına girdik.
Ardından Yalıköyde hakime hala dinlenme tesislerinde mola.. Enesin halası ama artık bizimde halamız oldu. Yahu bu büyüklerimizin ‘’ye ye gençsin sen’’ söylenişleri bir gün cidden birimizi kalpten öldürecek. Doydum diyorsun olmuyor az bir şey koyuyorsun ABOVVV BİT KADAR KOYMUŞUN diyip tabaklar önümüzden alınıp tepeleme doldurulup tekrar konuyor.. Ahşaptan çok güzel bir evi vardı zamanımız olsaydı orda konaklardık. Hakime halanın ellerinden öpüyorum
Uzun saclının yeri. Karadenız de bu adamın mekanını herkes bılıyor bolaman yolunda işte. Bu adamın mekanının özelliği muhteşem bir manzara karşısında közde pişirilmiş çay vermesi. Beni bilirsiniz çayla pek aram yoktur. Meraktan tadına bakayım dedim. 4 bardak çay içmişim. Eve o sistemi kurmak lazım tiryaki olur çıkarsın kesin.
Bir Yosan klisesi varki bu bölge. Kesinlikle görülmeli hatta hemen ilerisinde burna doğru kamp atılmalı. Ben döndükten sonra bunu yapacağız öyle karar alında.
Biz böyle molalar falan vere vere giderek havayıda karartmaya başlamıştık. Baktıkki orduya daha çok var hızımızı biraz yükselttik. Fakat gene de karanlığa kalmaktan kurtulamadık. Neyse ki yolların geniş olması ve ışıklandırmanın da bir çok ilçede bulunması rahat yol almamıza olanak sağladı.
Aksam saat dokuz bucuk gibi ordu da Eneslerin evine vardık.. Memnune teyze va aydın amca bızlerı bekliyordu. Açlıktan gözümüz kararmıştı artık. Yükleri boşaltmamız, yağmurda ıslanmışları ayıklamamız duş almamız ve yemeğe oturmamız o kadar kısa sürede gerçekleşmişti k hayret edersiniz.i. Evet bu akşamı da bu şekilde geçirmiş olduk. Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra ordu müzesine gittik. Pek görmeye değer bir şeyler yoktu bu müzede. Şehirde ve civarına arkeolojik çalışmaların çok az olduğunu dile getirdi yetkili. Hazine avcıları arkeoloklardan daha çok çalışıyorlar bu bölgede.
Enesin liseden arkadaşı selin ile buluşup sahilde biraz vakit geçirdik. Sonrasında şehrin bisikletçisine uğrayıp. Burak buradan bir kere daha sana teşekkürlerimi iletiyorum.
Memnune teyze nin bizi bırakmaya pek niyeti yoktu. Eh oğluda deli ne yapsın takılmış bir delinin peşinden geliyor o da :D…
Ordu giresin arası mesafe fazla olmadığından ve yolda musait olduğundan hızlı bir tempoda ilerledik yolda bize Giresunlu bisikletçiler üslüm, Mustafa abi ve Selami abi. Böyle renki hayat dolu insanlarla tanışmak süper bir olay. Tura başladığım daha 1 hafta olmadı her gün en az 5 kişi ile tanışıp muhabbet ediyoruz. Bu olayı seviyorum ben mutlaka ama mutlaka bu insanlardan bir şeyler öğreniyorsunuz.
Giresun girişindeki fisko birlik tesislerinde, Fisko birlik basın departmanı sorumlusu Mustafa bey gazetecilerle birlikte bizi bekliyorlardı. Bir masa kurulmuş görmeyin salata tabağının içinde öbek öbek fındık ezmeleri.. Yemin ediyorum iki kavanoz fındık ezmesi yedim . o Dakka Giresun dan trabzona da geçebilirdim sıkıntı olmazdı. Murat abi bu fiskobirlik böyle turcular için bence ideal bir mola. Rota her zaman ordan geçmeli :D
Bu arada bu yazıların birikmesinin sebebi orta ve doğu Karadeniz bölgesinde hızlı bir bisiklet turu gerçekleştiriyoruz hem geziyoruz hem yol alıyoruz. Yazmaya vakit yok. Notlar tutup sonrasında ben onları bilgisayara aktrarıyorum. Şu anda Trabzonda cihad’ın evindeyim herkes dışarıda dolanırken ben bunları yazıyorum yoksa birikiyor. Bu arada cihad da bizden o da bir deli. Adam hem dağcı hem bisikletçi evin içinde antreman için tırmanma duvarı yapmış ..
Neyse Giresun dan çıktık böyle 10 km ilerlemiştik ki Bir araç önümüzde durdu. İçinden Olivier ve Sophie indi. Eveeeeeeeeeeetttttttttttttt bunlar benim ilk yabancı gezgin arkadaşlarım. Öylede güzel bir yerde denk geldik ki hemen manzaralı bir kahvede oturup çay içip başladık muhabbete. Benim rotamın aynısını yapıyorlar fakat altlarındaki tarnsitle özbekistana kadar gidip orda satacaklar. Sonrasında bisikletle devam edecekler. Rotalarımız hakkında bilgi alısverısınde bulunduk. 2011 e kadar gezeceklermiş asya da mutlaka karşılaşırız dedik email ve telefonlar alındı verildi. Biz onlara fındık esmezi ikram ettik onlarda bizlere Fransa olivier in annesinin yaptığı kestane ezmesini ikram ettiler. Yöre halkı da bize teşekkür etti. Bu tarz bir muhabbet dostluk onlarında hoşuna gitmişti. Gezgin olmak bu olsa gerek. Farklı dillerde konuşsak da aynı dünyada yaşayıp aynı havayı soluyoruz.
2 saatlik muhabbetin ardından yola koyulduk… Programda görelede yemek molası vardı. Aslında yoktu ama murat abi gürkan orda pide yemeden geçmeyin diyince bizde orayo mola yerimiz yaptık iyikide yapmışız. Görelenin pidesine hayran kaldık. bir porsiyonu bitirmek nerdeyse imkansız. üstüne birer tel kadayıf çektik. güneşin altında nerdeyse uyuyacaktım. Fikret abiye burdan teşekkürlerimi yolluyorum.
EE ne oldu şimdi bizim Trabzon programı yattı biranda . Ne kadar pedal çevirirsek çevirelim bizim Trabzon a varmamızın imkanı yoktu. Yahu şu rüzgarda bir kere arkamızdan esse olmaz sanki.. Günlerdir karşıdan kafadan esiyor bitirdi bizi o yüklerle zaten zor gidiyoruz.
Ve en uzun mesafeyı gıtmemmıze rağmen trabzona maalesef varamadık o yüzden. Vakfıkebir yakınlarındaki bir ilçede kamp atalım dedik. Fakat internet ve elektirik gerektiğinden öğretmenler evinde konakladık. Denize sıfır muhteşem manzarası olan bir yerdi. Sezonu açmadıkları için kapalıydılar bizde zaten öğrenci işi kaldık .. sadece elektiriğinden faydalandık ttnet var fakat kimse şifre hatırlamadığından yalan oldu o da. Sabah kendi erzaklarımızla güzel bir kahvaltı hazırlayıp yola çıktık.
Trabzon 30 km ilerimizde olduğu için yola dokuzda çıktık. Önce yolda, sabah antremanını yapan Tarkan bey bizi bisikleti ile karşıladı bir süre bize eşlik etti sonra işine gitmek için bizden ayrıldı. Trabzona 10 km kalada Cihad bizi karşıladı ve evinin yolunu tuttuk bu akşamda ondayız..
Bu arada ilk gün 14-16 km ile giden Ayşe ve Funda şu aralar 22-26 km arasında gıtmeye basladılar. Helal olsun ikisine de diyecek bir şey yok.
Etap etap yaptığımı kilometrelerde şöyle..
Samsun – Ünye 93 km
Ünye – Ordu 86 km
Ordu – Giresun 45 km
Giresun – Vakfıkebir 100
Vakfıkebir – Trabzon 55
Bir dahaki yazı Hopa dan olur …
Bir işe nasıl başlarsan öyle gidermiş derler.. Aşti'ye gelen tüm arkadaşlarıma dostlarıma ve aileme çok teşekkür ederim. Ayrılık zor oluyor böyle zamanlarda.. Atılım üniversitesi'ne ve arkadaşım Yaman desteği ve inancı için teşekkürler. Murat abi sanada çok teşekkür ederim. Yola çıktığım günden beri desteğini eksik etmedin .
Otobüse bindik, yerimizi aldık, tam hareket edecek.. Uzun zamandan beri görmediğim arkadaşım Nazım dışarıda kardeşimi görmüş, otobüsün içinde olduğumu öğrenince de yavaş yavaş hareket eden otobüsün kapısından içeri girdi, "Gürkan" diye seslenince hemen yanına gittim öptüm. Tam aşağıya inmeden önce sordu "yolculuk nereye?" Ben de sesin dozunu ayarlayamadım sanırım biraz yüksek bir sesle "Japonya'ya yolculuk" diyince suratındaki ifadeyi görmenizi isterdim. Onu geç otobüsün içindeki bazı yolcular da yanlış otobüse mi bindik diye düşündüler. Durumu fark edince Funda ve ben gülme krizine girdik. Otobüs nereye?? Japonya'ya abi…. Tur böylelikle başladı.
Samsun Tekke köyü kavşağında indiğimizde gün daha yeni ağrıyordu. Bisikleti parçalaması her zaman kolay olmuştur da şu toplama işlemi beni deli eder hep. Neyse yarım saat kavşakta oyalandıktan sonra sabah sabah bir mercimek çorbası iyi gider dedik ve karşımıza çıkan Mehmet Usta'nın dükkanında durduk. Muhteşem muhabbet, muhteşem insanlar ve misafirperverlik. Ne yaptıysak ücret veremedik, canınızın sağlığı diyip bizi uğurladılar.. Karadeniz böyle bir yer işte…
Önceden planladığımız, Ali - Emine Kahvecioğlu teknik lisesinde yapacağımız mini panel için rotamızı okula çevirdik. Bu okulun 580 öğrencisi okula bisikletle gidiyor. Çocukların sabah okula giderkenki görüntüleri görmeye değerdi. Hala şu fotoğraf çekme olayına tam alışamadığım için bu kareleri çekmeyi unuttum. Neyse okula vardığımızda meraklı bakışlar arasında öğrenciler hemen etrafımıza toplandı. Bisikletleri park edip okul müdürü Fahri beyin yanına çıktık. Fahri bey ve müdür yardımcısı Selim Bey'in yardımları ile bu okuldaki öğrencilere bisikletli yaşam ve benim kuzey Asya turum hakkında minik bir panel verdik. İşin enteresan yanı bu okuldaki çocuklar benden daha uzun süredir bisiklete biniyorlardı. Ama şunu fark ettik ki bisiklet kullanımı konusunda ve yaratacağı gelişim bozuklukları hakkında hiçbir bilgileri yoktu. Funda ve ben elimizden geldiğince bisiklete binme ve kurallara uyma konusunda öğrencileri bilgilendirdik. Buradan ayrıca fotoğraflarımızı çeken okul öğrencisi Murat'a teşekkür ederim.
Samsun'da güzel bir de sürpriz ile karşılaştık. Bisikletliler Derneği başkanı Murat Abi Samsun ili temsilcisi Tarık aracılığı ile bize ulaşarak hem buradaki konaklamamıza yardımcı oldu hem de bu sabah Samsun'dan Ünye'ye kadar Samsunlu bisikletçilerle beraber pedal çevirmemiz için bir organizasyon yaptı.. Bu arada kesintisiz ulaşım sağlayacak uydu telefonu için de kendisi söz verdi. Trabzon'da sanırım elime geçecek. Ayrıca Tarık'a da teşekkür ederim bizimle burada ilgilendiği için.
Samsun'un en başarılı iç mimarı, arkadaşım, canım dostum Bilgehan. Akşam yemeğinde Samsun'un en güzel yerinde bize rakı balık ziyafeti çektirdi.. Yani yakıtımızı aldık. Samsun'da 17 nisanda açacağın Garden Bistro muhteşem bir yer olmuş. Ellerine sağlık. Bol kazançlar dilerim.. Masadan iyiki erken kalktık, yoksa durum hiç iç açıcı gözükmüyordu . Geceki programına katılamadığım için ayrıca özür dilerim. Bir dahaki sefere söz.
Samsun'lu arkadaşım Coşkun'a da teşekürler. Samsun'u bize gezdirdiği ve çekirdekçi Fatma Abla ile tanıştırdığı için.
Bu arada şunu da paylaşmak istedim. Bu projeye en büyük desteği devletden bekliyordum. Bu yıl Türk-Japon dostluk yılı kutlanıyor, 10 ülkede ülkemi temsil edeceğim, ayrıca kuzey asyayı geçen ilk Türk bisikletçi olacağım. Tanıtma fonuna Şubat ayında başvuru yapmıştım, dün haberi geldi. Turizim bakanlığındaki çalışanlar da şaşırmışlar. Çünkü bu dostluk yılında yapılan bu projeye çıkacak komik rakam için kesin gözü ile bakılıyordu. Orada beklerken bir kaç ünlünün tanıtma fonundan istedikleri rakamları duyunca benim istemiş olduğum komik rakam malesef bütçe yetersizliğinden dolayı kabul edilmemiş...
Şimdilik bu kadar bugün bir pedallayalım bakalım neler olacak : )
En son yazdığımda Samsun il sınırları içindeydim. 2 Nisan sabahı samsunda yağmur sesi ile uyanmak süperdi. Aha dedim sıçtık yağmurda yol alacağız.. Neyse ki bisikletliler derneğinden Tarık yola biraz geç çıkın basın gelecek dedi. Süper!! O zamana kadarda yağmur dinmiş olur diye düşünmüştüm … Dinmek mi? Üstüne rüzgar eklendi şiddetini de arttırdı. Dünyanın parasını verip Su geçirmez malzemeler aldık hadi bakalım görelim diyorum içimden. Bu arada da en azından şiddetini azaltsın diye de dua ediyorum. Sonuç: sabah 10:30 da yola çıktık Akşam 18:20 de kamp alanımız Kızıl kum a vardık. Tam 8 saat boyunca şiddetli yağmur altında yol aldık. Kamp alanına vardığımızda ben kuruydum :D Yiğidi öldür hakkını yeme demişler 93 km boyunca yağmur yedim ve kuruydum.
Bu ilk günde yolda görmeye değer herhangi bir şey yoktu ayrıca yağmur ve çamur içinde gezmekte pek işimize gelmiyordu.
Kızıl kum kamp alanı sezon dışı olduğundan kapalıydı. Civardan sahibinin nerde oturduğunu öğrenip izin aldık. Bir şeyler çalmamak şartı ile :D . İzin aldıktan sonra hemen çadırlar kuruldu, ıslak malzemeler çıkarıldı ve yemek yapıldı. Yağmurda ıslanmamış da olsam, yol almak cidden zor hele kilometrelerce. Yemekten sonra yorgunluktan bayılmışım.
Sabah uyandığımda tulumun içinden çıkmak istemedin yok böyle bir soğuk. Kollarımı dışarı çıkardım olacak gibi değil biranda üstünü giymen şart. Çoraplarımı ve tshırt um tulumun ıcındeydı sabah soguk olursa giymenin zor olacağını tahmin etmiştim. Çadırın dış yüzeyi, kapalı bir alanda çadır kurmamıza rağmen nemden fena terlemişti. Offf soğuk arkadaş…
Sabah kahvaltısı vehHazırlıklardan sonra ki bu sefer tüm hazırlıklarımızı yağmura göre yaptık yola çıktık . Gün ilerledikçe parça parça soyunmaya başladık . En son şort tshirt şeklinde takılıyordum ben . Yahu ne dengesiz havaymış bu arkadaş..
Yolda bir benzinlikte durduk teker şişirmek için . Benzinliğin marketinden bir amca dışarı çıkarak aa ben sizi biliyorum Japonya ya giden manyaklarsınız diye sesleniyor. Soru üstüne soru derken güvenliğimi nasıl sağlayacağımı sordu bende yanımdakileri gösterdim. ‘’ hele uşağum manyakmisundur sen? ben sana simdi içerden emaneten bir şey vereceğum onla gideceksun’’ adamı tutmasan ciddi ciddi verecek. Yahu amca valla gerek yok demekten dilimde tüy bitti.
Fatsa ya girdiğimizde çay içecek bir yerler bakınmaya başladık. Bakındığımızı gören esnaf buyurun gelin çay yapalım diyince hiç hayır demedik. Eroğlu balıkçısının sahibi Özgür abi balık halinin hemen önünde ki kumsala iki masa koydu.’ Misafir gelmişiniz buyurun manzaraya karşı çayınızı yudumlayın uşaklar’ diyip misafir etti bizleri. Bu noktadan sonra yol boyunca gördüğümüz mola verdiğimiz bir çok esnaftan ve halktan inanılmaz ilgi alaka gördük.
Aklınızda olsun Giresun a giderken Bolaman diye bir ilçe var. Özellikle herkes eski yolu kullanmamızı istedi. Yeni sahil yolu yapıldığı için artık bir çok kişi bu yolu kullanmıyormuş . Yahu ne güzel manzara vardı. Belediye de çok iyi çalışmış yollarıda çok güzeldi. Anlatılmaz yaşanır. Boloman da yerel bir muhabir yolda bizi beklemiş ha bugün geçtiler ha yarın geçecekler diye. Len arasana söyleyelim ne zaman geçeceğiz. Telefon tüm basında var zaten artık. Bizleri görünce önümüze atladı . Hemen bir röportaj ve fotoğraf olayına girdik.
Ardından Yalıköyde hakime hala dinlenme tesislerinde mola.. Enesin halası ama artık bizimde halamız oldu. Yahu bu büyüklerimizin ‘’ye ye gençsin sen’’ söylenişleri bir gün cidden birimizi kalpten öldürecek. Doydum diyorsun olmuyor az bir şey koyuyorsun ABOVVV BİT KADAR KOYMUŞUN diyip tabaklar önümüzden alınıp tepeleme doldurulup tekrar konuyor.. Ahşaptan çok güzel bir evi vardı zamanımız olsaydı orda konaklardık. Hakime halanın ellerinden öpüyorum
Uzun saclının yeri. Karadenız de bu adamın mekanını herkes bılıyor bolaman yolunda işte. Bu adamın mekanının özelliği muhteşem bir manzara karşısında közde pişirilmiş çay vermesi. Beni bilirsiniz çayla pek aram yoktur. Meraktan tadına bakayım dedim. 4 bardak çay içmişim. Eve o sistemi kurmak lazım tiryaki olur çıkarsın kesin.
Bir Yosan klisesi varki bu bölge. Kesinlikle görülmeli hatta hemen ilerisinde burna doğru kamp atılmalı. Ben döndükten sonra bunu yapacağız öyle karar alında.
Biz böyle molalar falan vere vere giderek havayıda karartmaya başlamıştık. Baktıkki orduya daha çok var hızımızı biraz yükselttik. Fakat gene de karanlığa kalmaktan kurtulamadık. Neyse ki yolların geniş olması ve ışıklandırmanın da bir çok ilçede bulunması rahat yol almamıza olanak sağladı.
Aksam saat dokuz bucuk gibi ordu da Eneslerin evine vardık.. Memnune teyze va aydın amca bızlerı bekliyordu. Açlıktan gözümüz kararmıştı artık. Yükleri boşaltmamız, yağmurda ıslanmışları ayıklamamız duş almamız ve yemeğe oturmamız o kadar kısa sürede gerçekleşmişti k hayret edersiniz.i. Evet bu akşamı da bu şekilde geçirmiş olduk. Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra ordu müzesine gittik. Pek görmeye değer bir şeyler yoktu bu müzede. Şehirde ve civarına arkeolojik çalışmaların çok az olduğunu dile getirdi yetkili. Hazine avcıları arkeoloklardan daha çok çalışıyorlar bu bölgede.
Enesin liseden arkadaşı selin ile buluşup sahilde biraz vakit geçirdik. Sonrasında şehrin bisikletçisine uğrayıp. Burak buradan bir kere daha sana teşekkürlerimi iletiyorum.
Memnune teyze nin bizi bırakmaya pek niyeti yoktu. Eh oğluda deli ne yapsın takılmış bir delinin peşinden geliyor o da :D…
Ordu giresin arası mesafe fazla olmadığından ve yolda musait olduğundan hızlı bir tempoda ilerledik yolda bize Giresunlu bisikletçiler üslüm, Mustafa abi ve Selami abi. Böyle renki hayat dolu insanlarla tanışmak süper bir olay. Tura başladığım daha 1 hafta olmadı her gün en az 5 kişi ile tanışıp muhabbet ediyoruz. Bu olayı seviyorum ben mutlaka ama mutlaka bu insanlardan bir şeyler öğreniyorsunuz.
Giresun girişindeki fisko birlik tesislerinde, Fisko birlik basın departmanı sorumlusu Mustafa bey gazetecilerle birlikte bizi bekliyorlardı. Bir masa kurulmuş görmeyin salata tabağının içinde öbek öbek fındık ezmeleri.. Yemin ediyorum iki kavanoz fındık ezmesi yedim . o Dakka Giresun dan trabzona da geçebilirdim sıkıntı olmazdı. Murat abi bu fiskobirlik böyle turcular için bence ideal bir mola. Rota her zaman ordan geçmeli :D
Bu arada bu yazıların birikmesinin sebebi orta ve doğu Karadeniz bölgesinde hızlı bir bisiklet turu gerçekleştiriyoruz hem geziyoruz hem yol alıyoruz. Yazmaya vakit yok. Notlar tutup sonrasında ben onları bilgisayara aktrarıyorum. Şu anda Trabzonda cihad’ın evindeyim herkes dışarıda dolanırken ben bunları yazıyorum yoksa birikiyor. Bu arada cihad da bizden o da bir deli. Adam hem dağcı hem bisikletçi evin içinde antreman için tırmanma duvarı yapmış ..
Neyse Giresun dan çıktık böyle 10 km ilerlemiştik ki Bir araç önümüzde durdu. İçinden Olivier ve Sophie indi. Eveeeeeeeeeeetttttttttttttt bunlar benim ilk yabancı gezgin arkadaşlarım. Öylede güzel bir yerde denk geldik ki hemen manzaralı bir kahvede oturup çay içip başladık muhabbete. Benim rotamın aynısını yapıyorlar fakat altlarındaki tarnsitle özbekistana kadar gidip orda satacaklar. Sonrasında bisikletle devam edecekler. Rotalarımız hakkında bilgi alısverısınde bulunduk. 2011 e kadar gezeceklermiş asya da mutlaka karşılaşırız dedik email ve telefonlar alındı verildi. Biz onlara fındık esmezi ikram ettik onlarda bizlere Fransa olivier in annesinin yaptığı kestane ezmesini ikram ettiler. Yöre halkı da bize teşekkür etti. Bu tarz bir muhabbet dostluk onlarında hoşuna gitmişti. Gezgin olmak bu olsa gerek. Farklı dillerde konuşsak da aynı dünyada yaşayıp aynı havayı soluyoruz.
2 saatlik muhabbetin ardından yola koyulduk… Programda görelede yemek molası vardı. Aslında yoktu ama murat abi gürkan orda pide yemeden geçmeyin diyince bizde orayo mola yerimiz yaptık iyikide yapmışız. Görelenin pidesine hayran kaldık. bir porsiyonu bitirmek nerdeyse imkansız. üstüne birer tel kadayıf çektik. güneşin altında nerdeyse uyuyacaktım. Fikret abiye burdan teşekkürlerimi yolluyorum.
EE ne oldu şimdi bizim Trabzon programı yattı biranda . Ne kadar pedal çevirirsek çevirelim bizim Trabzon a varmamızın imkanı yoktu. Yahu şu rüzgarda bir kere arkamızdan esse olmaz sanki.. Günlerdir karşıdan kafadan esiyor bitirdi bizi o yüklerle zaten zor gidiyoruz.
Ve en uzun mesafeyı gıtmemmıze rağmen trabzona maalesef varamadık o yüzden. Vakfıkebir yakınlarındaki bir ilçede kamp atalım dedik. Fakat internet ve elektirik gerektiğinden öğretmenler evinde konakladık. Denize sıfır muhteşem manzarası olan bir yerdi. Sezonu açmadıkları için kapalıydılar bizde zaten öğrenci işi kaldık .. sadece elektiriğinden faydalandık ttnet var fakat kimse şifre hatırlamadığından yalan oldu o da. Sabah kendi erzaklarımızla güzel bir kahvaltı hazırlayıp yola çıktık.
Trabzon 30 km ilerimizde olduğu için yola dokuzda çıktık. Önce yolda, sabah antremanını yapan Tarkan bey bizi bisikleti ile karşıladı bir süre bize eşlik etti sonra işine gitmek için bizden ayrıldı. Trabzona 10 km kalada Cihad bizi karşıladı ve evinin yolunu tuttuk bu akşamda ondayız..
Bu arada ilk gün 14-16 km ile giden Ayşe ve Funda şu aralar 22-26 km arasında gıtmeye basladılar. Helal olsun ikisine de diyecek bir şey yok.
Etap etap yaptığımı kilometrelerde şöyle..
Samsun – Ünye 93 km
Ünye – Ordu 86 km
Ordu – Giresun 45 km
Giresun – Vakfıkebir 100
Vakfıkebir – Trabzon 55
Bir dahaki yazı Hopa dan olur …