PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye den Japonya ya Bisikletle


gurkangenc
07-04-2010, 22:11
Biaz geç oldu ama bundan sonra internet ve zaman buldukça yazacağım. Önceki yazılarımla son gelişmeleri gönderiyorum.. Fotoğraflarda en kısa zamanda eklenecek : )




Bir işe nasıl başlarsan öyle gidermiş derler.. Aşti'ye gelen tüm arkadaşlarıma dostlarıma ve aileme çok teşekkür ederim. Ayrılık zor oluyor böyle zamanlarda.. Atılım üniversitesi'ne ve arkadaşım Yaman desteği ve inancı için teşekkürler. Murat abi sanada çok teşekkür ederim. Yola çıktığım günden beri desteğini eksik etmedin .

Otobüse bindik, yerimizi aldık, tam hareket edecek.. Uzun zamandan beri görmediğim arkadaşım Nazım dışarıda kardeşimi görmüş, otobüsün içinde olduğumu öğrenince de yavaş yavaş hareket eden otobüsün kapısından içeri girdi, "Gürkan" diye seslenince hemen yanına gittim öptüm. Tam aşağıya inmeden önce sordu "yolculuk nereye?" Ben de sesin dozunu ayarlayamadım sanırım biraz yüksek bir sesle "Japonya'ya yolculuk" diyince suratındaki ifadeyi görmenizi isterdim. Onu geç otobüsün içindeki bazı yolcular da yanlış otobüse mi bindik diye düşündüler. Durumu fark edince Funda ve ben gülme krizine girdik. Otobüs nereye?? Japonya'ya abi…. Tur böylelikle başladı.

Samsun Tekke köyü kavşağında indiğimizde gün daha yeni ağrıyordu. Bisikleti parçalaması her zaman kolay olmuştur da şu toplama işlemi beni deli eder hep. Neyse yarım saat kavşakta oyalandıktan sonra sabah sabah bir mercimek çorbası iyi gider dedik ve karşımıza çıkan Mehmet Usta'nın dükkanında durduk. Muhteşem muhabbet, muhteşem insanlar ve misafirperverlik. Ne yaptıysak ücret veremedik, canınızın sağlığı diyip bizi uğurladılar.. Karadeniz böyle bir yer işte…

Önceden planladığımız, Ali - Emine Kahvecioğlu teknik lisesinde yapacağımız mini panel için rotamızı okula çevirdik. Bu okulun 580 öğrencisi okula bisikletle gidiyor. Çocukların sabah okula giderkenki görüntüleri görmeye değerdi. Hala şu fotoğraf çekme olayına tam alışamadığım için bu kareleri çekmeyi unuttum. Neyse okula vardığımızda meraklı bakışlar arasında öğrenciler hemen etrafımıza toplandı. Bisikletleri park edip okul müdürü Fahri beyin yanına çıktık. Fahri bey ve müdür yardımcısı Selim Bey'in yardımları ile bu okuldaki öğrencilere bisikletli yaşam ve benim kuzey Asya turum hakkında minik bir panel verdik. İşin enteresan yanı bu okuldaki çocuklar benden daha uzun süredir bisiklete biniyorlardı. Ama şunu fark ettik ki bisiklet kullanımı konusunda ve yaratacağı gelişim bozuklukları hakkında hiçbir bilgileri yoktu. Funda ve ben elimizden geldiğince bisiklete binme ve kurallara uyma konusunda öğrencileri bilgilendirdik. Buradan ayrıca fotoğraflarımızı çeken okul öğrencisi Murat'a teşekkür ederim.

Samsun'da güzel bir de sürpriz ile karşılaştık. Bisikletliler Derneği başkanı Murat Abi Samsun ili temsilcisi Tarık aracılığı ile bize ulaşarak hem buradaki konaklamamıza yardımcı oldu hem de bu sabah Samsun'dan Ünye'ye kadar Samsunlu bisikletçilerle beraber pedal çevirmemiz için bir organizasyon yaptı.. Bu arada kesintisiz ulaşım sağlayacak uydu telefonu için de kendisi söz verdi. Trabzon'da sanırım elime geçecek. Ayrıca Tarık'a da teşekkür ederim bizimle burada ilgilendiği için.

Samsun'un en başarılı iç mimarı, arkadaşım, canım dostum Bilgehan. Akşam yemeğinde Samsun'un en güzel yerinde bize rakı balık ziyafeti çektirdi.. Yani yakıtımızı aldık. Samsun'da 17 nisanda açacağın Garden Bistro muhteşem bir yer olmuş. Ellerine sağlık. Bol kazançlar dilerim.. Masadan iyiki erken kalktık, yoksa durum hiç iç açıcı gözükmüyordu . Geceki programına katılamadığım için ayrıca özür dilerim. Bir dahaki sefere söz.

Samsun'lu arkadaşım Coşkun'a da teşekürler. Samsun'u bize gezdirdiği ve çekirdekçi Fatma Abla ile tanıştırdığı için.

Bu arada şunu da paylaşmak istedim. Bu projeye en büyük desteği devletden bekliyordum. Bu yıl Türk-Japon dostluk yılı kutlanıyor, 10 ülkede ülkemi temsil edeceğim, ayrıca kuzey asyayı geçen ilk Türk bisikletçi olacağım. Tanıtma fonuna Şubat ayında başvuru yapmıştım, dün haberi geldi. Turizim bakanlığındaki çalışanlar da şaşırmışlar. Çünkü bu dostluk yılında yapılan bu projeye çıkacak komik rakam için kesin gözü ile bakılıyordu. Orada beklerken bir kaç ünlünün tanıtma fonundan istedikleri rakamları duyunca benim istemiş olduğum komik rakam malesef bütçe yetersizliğinden dolayı kabul edilmemiş...

Şimdilik bu kadar bugün bir pedallayalım bakalım neler olacak : )

En son yazdığımda Samsun il sınırları içindeydim. 2 Nisan sabahı samsunda yağmur sesi ile uyanmak süperdi. Aha dedim sıçtık yağmurda yol alacağız.. Neyse ki bisikletliler derneğinden Tarık yola biraz geç çıkın basın gelecek dedi. Süper!! O zamana kadarda yağmur dinmiş olur diye düşünmüştüm … Dinmek mi? Üstüne rüzgar eklendi şiddetini de arttırdı. Dünyanın parasını verip Su geçirmez malzemeler aldık hadi bakalım görelim diyorum içimden. Bu arada da en azından şiddetini azaltsın diye de dua ediyorum. Sonuç: sabah 10:30 da yola çıktık Akşam 18:20 de kamp alanımız Kızıl kum a vardık. Tam 8 saat boyunca şiddetli yağmur altında yol aldık. Kamp alanına vardığımızda ben kuruydum :D Yiğidi öldür hakkını yeme demişler 93 km boyunca yağmur yedim ve kuruydum.

Bu ilk günde yolda görmeye değer herhangi bir şey yoktu ayrıca yağmur ve çamur içinde gezmekte pek işimize gelmiyordu.
Kızıl kum kamp alanı sezon dışı olduğundan kapalıydı. Civardan sahibinin nerde oturduğunu öğrenip izin aldık. Bir şeyler çalmamak şartı ile :D . İzin aldıktan sonra hemen çadırlar kuruldu, ıslak malzemeler çıkarıldı ve yemek yapıldı. Yağmurda ıslanmamış da olsam, yol almak cidden zor hele kilometrelerce. Yemekten sonra yorgunluktan bayılmışım.

Sabah uyandığımda tulumun içinden çıkmak istemedin yok böyle bir soğuk. Kollarımı dışarı çıkardım olacak gibi değil biranda üstünü giymen şart. Çoraplarımı ve tshırt um tulumun ıcındeydı sabah soguk olursa giymenin zor olacağını tahmin etmiştim. Çadırın dış yüzeyi, kapalı bir alanda çadır kurmamıza rağmen nemden fena terlemişti. Offf soğuk arkadaş…
Sabah kahvaltısı vehHazırlıklardan sonra ki bu sefer tüm hazırlıklarımızı yağmura göre yaptık yola çıktık . Gün ilerledikçe parça parça soyunmaya başladık . En son şort tshirt şeklinde takılıyordum ben . Yahu ne dengesiz havaymış bu arkadaş..

Yolda bir benzinlikte durduk teker şişirmek için . Benzinliğin marketinden bir amca dışarı çıkarak aa ben sizi biliyorum Japonya ya giden manyaklarsınız diye sesleniyor. Soru üstüne soru derken güvenliğimi nasıl sağlayacağımı sordu bende yanımdakileri gösterdim. ‘’ hele uşağum manyakmisundur sen? ben sana simdi içerden emaneten bir şey vereceğum onla gideceksun’’ adamı tutmasan ciddi ciddi verecek. Yahu amca valla gerek yok demekten dilimde tüy bitti.
Fatsa ya girdiğimizde çay içecek bir yerler bakınmaya başladık. Bakındığımızı gören esnaf buyurun gelin çay yapalım diyince hiç hayır demedik. Eroğlu balıkçısının sahibi Özgür abi balık halinin hemen önünde ki kumsala iki masa koydu.’ Misafir gelmişiniz buyurun manzaraya karşı çayınızı yudumlayın uşaklar’ diyip misafir etti bizleri. Bu noktadan sonra yol boyunca gördüğümüz mola verdiğimiz bir çok esnaftan ve halktan inanılmaz ilgi alaka gördük.
Aklınızda olsun Giresun a giderken Bolaman diye bir ilçe var. Özellikle herkes eski yolu kullanmamızı istedi. Yeni sahil yolu yapıldığı için artık bir çok kişi bu yolu kullanmıyormuş . Yahu ne güzel manzara vardı. Belediye de çok iyi çalışmış yollarıda çok güzeldi. Anlatılmaz yaşanır. Boloman da yerel bir muhabir yolda bizi beklemiş ha bugün geçtiler ha yarın geçecekler diye. Len arasana söyleyelim ne zaman geçeceğiz. Telefon tüm basında var zaten artık. Bizleri görünce önümüze atladı . Hemen bir röportaj ve fotoğraf olayına girdik.
Ardından Yalıköyde hakime hala dinlenme tesislerinde mola.. Enesin halası ama artık bizimde halamız oldu. Yahu bu büyüklerimizin ‘’ye ye gençsin sen’’ söylenişleri bir gün cidden birimizi kalpten öldürecek. Doydum diyorsun olmuyor az bir şey koyuyorsun ABOVVV BİT KADAR KOYMUŞUN diyip tabaklar önümüzden alınıp tepeleme doldurulup tekrar konuyor.. Ahşaptan çok güzel bir evi vardı zamanımız olsaydı orda konaklardık. Hakime halanın ellerinden öpüyorum

Uzun saclının yeri. Karadenız de bu adamın mekanını herkes bılıyor bolaman yolunda işte. Bu adamın mekanının özelliği muhteşem bir manzara karşısında közde pişirilmiş çay vermesi. Beni bilirsiniz çayla pek aram yoktur. Meraktan tadına bakayım dedim. 4 bardak çay içmişim. Eve o sistemi kurmak lazım tiryaki olur çıkarsın kesin.
Bir Yosan klisesi varki bu bölge. Kesinlikle görülmeli hatta hemen ilerisinde burna doğru kamp atılmalı. Ben döndükten sonra bunu yapacağız öyle karar alında.

Biz böyle molalar falan vere vere giderek havayıda karartmaya başlamıştık. Baktıkki orduya daha çok var hızımızı biraz yükselttik. Fakat gene de karanlığa kalmaktan kurtulamadık. Neyse ki yolların geniş olması ve ışıklandırmanın da bir çok ilçede bulunması rahat yol almamıza olanak sağladı.
Aksam saat dokuz bucuk gibi ordu da Eneslerin evine vardık.. Memnune teyze va aydın amca bızlerı bekliyordu. Açlıktan gözümüz kararmıştı artık. Yükleri boşaltmamız, yağmurda ıslanmışları ayıklamamız duş almamız ve yemeğe oturmamız o kadar kısa sürede gerçekleşmişti k hayret edersiniz.i. Evet bu akşamı da bu şekilde geçirmiş olduk. Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra ordu müzesine gittik. Pek görmeye değer bir şeyler yoktu bu müzede. Şehirde ve civarına arkeolojik çalışmaların çok az olduğunu dile getirdi yetkili. Hazine avcıları arkeoloklardan daha çok çalışıyorlar bu bölgede.
Enesin liseden arkadaşı selin ile buluşup sahilde biraz vakit geçirdik. Sonrasında şehrin bisikletçisine uğrayıp. Burak buradan bir kere daha sana teşekkürlerimi iletiyorum.

Memnune teyze nin bizi bırakmaya pek niyeti yoktu. Eh oğluda deli ne yapsın takılmış bir delinin peşinden geliyor o da :D…
Ordu giresin arası mesafe fazla olmadığından ve yolda musait olduğundan hızlı bir tempoda ilerledik yolda bize Giresunlu bisikletçiler üslüm, Mustafa abi ve Selami abi. Böyle renki hayat dolu insanlarla tanışmak süper bir olay. Tura başladığım daha 1 hafta olmadı her gün en az 5 kişi ile tanışıp muhabbet ediyoruz. Bu olayı seviyorum ben mutlaka ama mutlaka bu insanlardan bir şeyler öğreniyorsunuz.

Giresun girişindeki fisko birlik tesislerinde, Fisko birlik basın departmanı sorumlusu Mustafa bey gazetecilerle birlikte bizi bekliyorlardı. Bir masa kurulmuş görmeyin salata tabağının içinde öbek öbek fındık ezmeleri.. Yemin ediyorum iki kavanoz fındık ezmesi yedim . o Dakka Giresun dan trabzona da geçebilirdim sıkıntı olmazdı. Murat abi bu fiskobirlik böyle turcular için bence ideal bir mola. Rota her zaman ordan geçmeli :D
Bu arada bu yazıların birikmesinin sebebi orta ve doğu Karadeniz bölgesinde hızlı bir bisiklet turu gerçekleştiriyoruz hem geziyoruz hem yol alıyoruz. Yazmaya vakit yok. Notlar tutup sonrasında ben onları bilgisayara aktrarıyorum. Şu anda Trabzonda cihad’ın evindeyim herkes dışarıda dolanırken ben bunları yazıyorum yoksa birikiyor. Bu arada cihad da bizden o da bir deli. Adam hem dağcı hem bisikletçi evin içinde antreman için tırmanma duvarı yapmış ..
Neyse Giresun dan çıktık böyle 10 km ilerlemiştik ki Bir araç önümüzde durdu. İçinden Olivier ve Sophie indi. Eveeeeeeeeeeetttttttttttttt bunlar benim ilk yabancı gezgin arkadaşlarım. Öylede güzel bir yerde denk geldik ki hemen manzaralı bir kahvede oturup çay içip başladık muhabbete. Benim rotamın aynısını yapıyorlar fakat altlarındaki tarnsitle özbekistana kadar gidip orda satacaklar. Sonrasında bisikletle devam edecekler. Rotalarımız hakkında bilgi alısverısınde bulunduk. 2011 e kadar gezeceklermiş asya da mutlaka karşılaşırız dedik email ve telefonlar alındı verildi. Biz onlara fındık esmezi ikram ettik onlarda bizlere Fransa olivier in annesinin yaptığı kestane ezmesini ikram ettiler. Yöre halkı da bize teşekkür etti. Bu tarz bir muhabbet dostluk onlarında hoşuna gitmişti. Gezgin olmak bu olsa gerek. Farklı dillerde konuşsak da aynı dünyada yaşayıp aynı havayı soluyoruz.
2 saatlik muhabbetin ardından yola koyulduk… Programda görelede yemek molası vardı. Aslında yoktu ama murat abi gürkan orda pide yemeden geçmeyin diyince bizde orayo mola yerimiz yaptık iyikide yapmışız. Görelenin pidesine hayran kaldık. bir porsiyonu bitirmek nerdeyse imkansız. üstüne birer tel kadayıf çektik. güneşin altında nerdeyse uyuyacaktım. Fikret abiye burdan teşekkürlerimi yolluyorum.
EE ne oldu şimdi bizim Trabzon programı yattı biranda . Ne kadar pedal çevirirsek çevirelim bizim Trabzon a varmamızın imkanı yoktu. Yahu şu rüzgarda bir kere arkamızdan esse olmaz sanki.. Günlerdir karşıdan kafadan esiyor bitirdi bizi o yüklerle zaten zor gidiyoruz.
Ve en uzun mesafeyı gıtmemmıze rağmen trabzona maalesef varamadık o yüzden. Vakfıkebir yakınlarındaki bir ilçede kamp atalım dedik. Fakat internet ve elektirik gerektiğinden öğretmenler evinde konakladık. Denize sıfır muhteşem manzarası olan bir yerdi. Sezonu açmadıkları için kapalıydılar bizde zaten öğrenci işi kaldık .. sadece elektiriğinden faydalandık ttnet var fakat kimse şifre hatırlamadığından yalan oldu o da. Sabah kendi erzaklarımızla güzel bir kahvaltı hazırlayıp yola çıktık.
Trabzon 30 km ilerimizde olduğu için yola dokuzda çıktık. Önce yolda, sabah antremanını yapan Tarkan bey bizi bisikleti ile karşıladı bir süre bize eşlik etti sonra işine gitmek için bizden ayrıldı. Trabzona 10 km kalada Cihad bizi karşıladı ve evinin yolunu tuttuk bu akşamda ondayız..
Bu arada ilk gün 14-16 km ile giden Ayşe ve Funda şu aralar 22-26 km arasında gıtmeye basladılar. Helal olsun ikisine de diyecek bir şey yok.
Etap etap yaptığımı kilometrelerde şöyle..

Samsun – Ünye 93 km
Ünye – Ordu 86 km
Ordu – Giresun 45 km
Giresun – Vakfıkebir 100
Vakfıkebir – Trabzon 55
Bir dahaki yazı Hopa dan olur …

Halil Atalay
08-04-2010, 09:54
gürkan ayaklarınıza sağlık

inşallah turunuzu sorunsuz tamamlarsınız sizi ilgi ile takip edeceğiz

mr-bike
09-04-2010, 01:10
Yediğin içtiğin senin olsunda Fotoğraflar nerde ?

gurkangenc
14-04-2010, 00:16
Rotayı çıkardıktan sonra mutlaka bu rotada yolda pedallarken değişikler olacak demiştim ki oldu. Genel rotayı bozmadan konaklama yerlerinde , ilçelerde ve mola yerlerinde değişikler yaptık. İyiki de yapmışız bakın neler oldu.

Trabzon dan başlamak istiyorum bir önceki yazımda atlamış olduğum yerler var. Trabzon enteresan bir şehir. Şehri merkezini ortadan bölüyor diye köprünün adını tanjant koymuş, helvasına beton helva ünvanı kazandırmış kesinlikle yenmeli lokum lokum, senelerdir bildiğim Mıhlamaya kuymak adını koymuş bir şehir yediğiniz gibi mideye çöküyor kalça bölgelerinde yavaş yavaş açılıp oturduğunuz yere yığılmanızı sağlıyor .. Üstünede efsane gazoz Uludağ içiyorsunuz. Ohhh… Trabzon iyide yaa :D

Trabzon da Perşembe akşamı bisikletçilerinin lideri Cihad kardeşimin evinde kaldık. Cihad biz yokuz diye evi pisletmeyin derli toplu tutun. Makarnanın kapağını da kapatmayı unutmayın. Bu kardeşimizde benden deli. Evin içine yapay tırmanma duvarı yapmış üstelik bu duvara eğimler vererek zorluk derecesini arttırıyorsun. Tüm gün bisiklete binmek yetmiyormuş gibi akşamda evin içinde tırmanma hareketleri öğrenip dağcılık yaptık . Deli deliyi çekermiş doğru. Evde yılmaz ve Caner adında iki arkadaş daha yaşıyor. Yılmaz uslu efendi gözüyor ama onunda kanına girmiş cihad bir Caner kalmış o da kendini bisiklete vurmuş : ) Mükemmel üç insanla tanıştım. Bu üçlü ile bir sonraki akşam Perşembe akşamı bisikletçileri ile birlikte pedal çevirdim. Trabzon da siz ve diğer bisiklet severlerle bisiklete binmek çok keyifliydi tüm arkadaşlara teşekkürler. Tarihi ve turistlik yerleride gezdik Trabzon da şimdi detay detay onları anlatmıyorum gidin gezin görün arkadaş. Her müze girişine 8 TL vermek koydu. Müze kartı demeyin. Ülkeden çıkıyoruz diye almadık ama iki müze gezdik 16 lira verdim. Kart zaten 20 TL . Diğer müzeleri söylemiyorum bile. Tam laz işi oldu yani
Rotada değişiklik yapıp konaklama yerimizi Ayder yaylası yaptık. Trabzon dan Cihad ve Caner de bize eşlik etti. Caner in heycanını görmeniz lazımdı ilk defa tura çıkıyordu. Bu seferki mesafe diğerlerinden fazlaydı hepimiz bunun bilincindeydik o yüzden yolda fazla fotoğraf çekmemiz ve durmamamız gerekiyordu. Turun 7. günüydü. Yolda şu açıkca fark ediliyordu Ayşe ve Funda hızlarını arttırmıştı. Artık düz yolda 22 km üstünde yol alıyorduk o yüklerle. Belki İkisine de yolda az söyledik ama sergiledikleri bu performansı tebrik ediyorum hiç de kolay değildi.
Rize ye uğradığınızda şehir merkezi içinde liman lokantasında mutlaka ama mutlaka yemek yenmeli. O yemeğin üstüne de Sütlaç üstü tereyağlı tel kadayıf ve Fındık. Offfff oFfffffffff üst katta yatak olsaydı yemin ediyorum akşam orda konaklayacaktım :D
Pazar Kavşağına kadar gittik. Saat de 18:00 olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Funda otostop yapıp Kevseri analım dedi. İyi hadı analım dedik ve başladık otostop çekmeye. 6 kişiyi ve yüklü bisikletlerini kim alır. Tabi ki anca bir kamyon alır. Yaylaya çıkan kamyonlardan biri durdu bizi Çamlıhemşine kadar götürdü. Kalan 18 km içinde verdiğimiz benzin parasının üstüne 120 tl para istedi. Oha dedik nerde misafirperverlik. Bırak amca biz tırmanırız sağolasın dedik. Başladık tırmanmaya. Hava karardı ışık yok, yağmur yağıyor, o noktaya kadarda 130 km yol yapmışız. Ayşe nin dizleri ağrıyor ve tırmanacağımız yol ciddi bir eğimde. Hemen karar verdik daha fazla ilerlemeden oraya kamp atmak olacaktı. Kamp atacağımız alanı bulduk ama arazi sahibinden izin almak için Cihadı n aracılığı ile Yalçın Şahin e ulaştık. Biz kamp atmayı beklerken adam bizi aracı ile almaya geldi. Ve yayladaki dağ evine çıkardı. Orda Kardeşi bize çay hazırladı sobayı yaktı. Haçen uşaklar buraya kadar gelmişunuz neden daha erkenden aramiyosinuz. Armut kafa cihad bu ayneye kadar aklin nerdeydu daa.. Cihadı n adı bundan sonra zaten armut kafa olarak kaldı :D.
Ayder yaylasına akşam gittiğimiz için nerde olduğumuzu bile anlamamıştık. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte yattığım yerden karşıdaki karlı dağlar, muhteşem çam ormanı temiz hava her şey bir fotoğraf karesiymiş gibi gözüktü. Hava buz gibiydi ama ben üşümüyordum hemen alt kata indim kapıyı açtım mis gibi dağ havasını içine çektim. Hep birlikte muhteşem bir kahvaltı yaptıktan sonra yayla da yürüyüşe çıktık. Yahu ne iyi yapmışız da gelmişiz. Bu bisikletle gezmeyi bu yüzden çok seviyorum işte. Hayatım boyunca da seveceğim . Bu güzellikleri görmek lazım. Zaman ayırıp gelin . Yaratın o zamanı kendinize inanın buna değecektir.
Burada ufak bir detaydan bahsedeceğim. Akşam Enes ile birlikte o gün çektiğimiz videoları seyrediyoruz düzenliyoruz falan aşağıdan bir ses duyuyorum, horlama sesi olduğunu anlıyorum. Enes’ e diyorum ki dinle bak ne sesi geliyor.. Enes bir süre dinledikten sonra gözlerini açarak bana dönüyor. AYIIIIII diyor ciddi ciddi. Gülmekten karnım ağrıyor. Ne ayısı len. Cihad aşağıda horluyor diyorum. Eh Enes de hiç kaçırmıyor kameraya çekiyor yakında seyredersiniz :D… Ama çok gülüyoruz.
Ayder yaylasından ayrılırken ılgınc bır tesaduf oluyor. Bal filminin galası için Ayder yaylasında filmin yönetmeni oyuncuları ve diğer ekip çalışanları belediye başkanı, kaymakam falan herkes orda . Bizde onların arasına katılıyoruz benim projem duyulunca kameralar gazeteciler falan benle de ilgileniyor filmin yıldızı bora bisikletime biniyor onla uzun uzun sohbet ediyoruz . Dönünce artık filmi seyrederim bende.
Ayder den aşağ inerken çok keyif alıyoruz sağımız solumuz yeşil hemen yanımızda Fırtına deresi coşmuş bir durumda . Muhteşem görüntüler kaydediyoruz. 18 km boyunca da yokuş aşağ iniyoruz. Biraz da acele ediyoruz çünkü ayrılık vakti de geldi. Farkındayım kimse gitmek istemiyor ama bu muhteşem Karadeniz turu burada bitti.
Ardeşen de ki otobüs garına gidiyoruz. Üzülüyorum 10 gündür birlikte pedal çeviriyoruz ve artık yalnızım. Otobüs garına vardığımızda otobüslerinin gelmediğini görüyoruz. Evet o otobüs gelmeden benim gitmem lazım. Şu ayrılık olayları hiçbir zaman hoşuma gitmedi. Aşti den ayrılırken de çok zorlanmıştım annemin göz yaşları babamın kendini zor tutması kardeşimin bakışları, arkadaşlarımın yüzlerindeki ifade. Gene aynı durum. Göz yaşlarımı içime akıtıyorum. Enes, Funda ve Ayşe sizlere çok teşekkür ederim beni bu yolculuğumda tek bırakmadınız bana sınırın yakınlarına kadar eşlik etiniz, sizleri seviyorum. Yol boyunca da bizlere eşlik eden bisikletçi dostlarıma çok teşekkürler.



Murat abi bana bir mail atsana ben fotoları yerleştiremedim ben sana yollayayım enesde uzun zaman koyamayacak sanırım... gurkangenc@msn.com

bisikletcanavari
14-04-2010, 15:27
Gürkan sen hiç kastırma bi kaç güne kadar yeni düzene geçip bilgisayarımı kurarım. Ondan sonra senin yazılarını destekleyicvi fotoları koymaya başlayacağım ;) Cidden çok bomba video ve fotolar var :) Kendine dikkat et. Yolun açık olsun. Hakime halalar, Ayşe teyzeler, Yalçın abiler hep zor anında imdadına koşsun ;)

mr-bike
15-04-2010, 10:23
Ntv' de çıkan haber link'i http://video.ntvmsnbc.com/#v225056065045115082082218189134074001255207161024 tıklayın ve izleyin

Eftalceki
15-04-2010, 14:51
İzledim.
Bisiklet sever olarak derneğimiz adına gurur duydum.
İnşallah yenileri de eklenir.

gurkangenc
18-04-2010, 12:52
Valla ben o haberden hiç memnun değilim .. Adam sordu kriz etkiledimi sizi diye tabiki etkıldı dedım. Dukkanımı sattım fakat dukkan parası ıle de bu tura cıkıyorum demedım onuda seslendırmede soylemısler.. Krız magduru boyle bır tura cıkmak ıcın butceyı nerden buluyor :D... Asparagas haberdır bu :D flash cumleler yapılmıs montaj dıyorum.. Neyse yenı yazılarımı yakın bır tarıhde gececegım. Ben suraya foto atma olayını beceremedım ya buyuk gelıyor ya da baska birsey anlamadım. Suanda facebook a bır vıdeo koyuyorum sanırım herkes begenecektır.. Dede topragında bıraz fazla kaldım gecıkmeler ondan.. Bu arada ızmırden serpil hanım bana gücünün yettiği yere kadar eşlik edecekmiş bu sevindirici bir haber. Kendisi şuanda ardahan yakınlarında sınırı geçmeye çalışıyor umarım onlada yarın buluşuruz. Bu sayede bende fotoğrafları düzenledim video yaptım ve yazılarımı yazdım iyi oldu. Bir düzene girdi

mr-bike
18-04-2010, 15:00
Yol boyunca yanında olacağız Gürkan, Karadeniz boyunca olduğu gibi Türkmenistan, Kazakistan, Çin Halk Cumhuriyetindeki ve Japonya' daki dostlarımız adımıza seni ağırlıyacak, haberlrini bekliyoruz.
YOLUN AÇIK OLSUN, HEP YANINDA OLACAĞIZ GÜRKAN.

mr-bike
26-07-2010, 13:58
Evet Gürkan' ın herkese selamı var, Çin Kaşhkar' a geçtiği için internet iletişimi kısıtlı MSN ve Facebook sayfalarına giremiyor.
Ama her şey yolunda, bisikleti için gereken parçaları göndermemize gerek kalmadı, orada parçaların önemli kısmı...nı bulmuş, Uydu telefonuda sanırız internet gibi kısıtlanmış durumda çalışmıyor. sadece o aradığında bilgi alabiliyoruz. Sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.
Kısacası merak edilecek bir durum yok keyfi, sağlığı yerinde zor dağları ve çölleri geçti uzun bir süre Çin içinde pedal çevirecek.

http://dogaicinpedalla.blogspot.com/ bolg sayfasından veya http://www.facebook.com/photo.php?pid=6238413&id=517525085#!/profile.php?id=517525085 facebook dan da takip edebilirsiniz

basaktris
26-07-2010, 16:43
Çok güzel bir haber... :)